Yol hazırlığı…

Piri ile yola çıkacağız.

Bu yolculukta yanıma emektar kışlık tulumumu alıyorum. Belki zaman zaman elektrik sıkıntısı çekeriz özellikle güneşsiz günlerde…

Tulumum +3.2-7.8 c comfort ki bu değerler karavanda webasto devre dışı kalırsa gece beni sıcak tutacaktır.

Bunun dışında yanıma bireysel kütüphanemden bolca kitap aldım. Uzun kış gecelerinde yeterince okumalığım var. E karavan demek okumak demek zaten.

Kitaplarımı karavanımda düzgün durmaları için gördüğünüz gibi bir kutuya yerleştiriyorum. Böylelikle dağınıklık olmuyor.

İşte böyle hazırlıklarımız sürüyor…

Reklamlar

Kitapçılar Çarşısı ve Kızılay ziyareti…

Bugün şöyle Garip’e atlayıp bir Kızılay’a gideyim dedim.

Arabama atladım Gazi mahallesinden dümdüz Yeni Maltepe Pazarı’na kadar gittim. Buranın otoparkına 5 tl ödeyip Garip’i bıraktım.

Eskiden daha çok sevdiğim ama yeni hali daha sıcak ve kuru olan Maltepe Pazar’ından binbir çeşit şey satan peronların önünden geçerek. Ara sokaklardan Önce strassbourg caddesi’ne yürüdüm.

Toros sokağın başka saatlerde sakinleri olduğu anlaşılan, Hangi travesti nasıl reklamlar bastırıp yerlere atmış onu görüyorum. İlginç.

Ve çocukluğumda motorları gürleyen, körüklü otobüslere hınca hınç doluşup eve gitmeye çalıştığımız Sezenler sokak’ta Atatürk Lisesi’nin yanından, Ankara nın insanın derisini kızartan, yalayan soğuğunu yüzümde hissederek yürüyorum.

Ve Necatibey Caddesi’nde Çocukluğumdan beri çok sevdiğim -tabii burda bir şubesi yoktu önceden- Hosta Piknik’te tavuk döner Patetes ve koladan oluşan yemeğimi yediğimde hava hemen hemen kararmış oluyor.

İzmir’ Caddesi’nde çeşitli pasajlarda iş yapmaya çalışan ama zincir şirketler yüzünden oldukça zor durumda olan esnafların dükkanları önünden geçerek, Üst geçide ulaşıp Büyük Atatürk Bulvarı’nı da geçiyorum.

Şimdi artık Sakarya’dayım. Sakarya’da eski kitapçılar kapanmış eski dersanelerin yerinde yeller esiyor. Hemen orda EGE lokma tatlısı görüyorum. Eskiden beri simit satan bir dükkanda. Ankara’da her şeyin en güzelini bulup yiyebilirsiniz. Yani eğer Ankara’daysanız bir yerlere yemek yemeye gitmenize gerek yok. Bu Ege lokmacısı işte bunu kanıtlıyor. Lokmalarımı yerken mutlu oluyorum.

Bu arada hemen oracıkta sokak çalgıcılığına soyunmuş birisi Bağlama çalıp bahşiş topluyor. Hemen günün sadakasını da ona veriyorum. Sanatla uğraşan kişiler bana göre kuru kuru dilenenlerden çok daha seçmeye değer para vermek için. Sokak çalgıcılarını ve sokakta sanat yapan bütün diğer türleri ile Yaşayan bir şehirdir Ankara.

Daha sonra hemen yakındaki Kitapçılar Çarşısı’na geliyorum. İşte gezimin esas hedefi ve sık sık da geldiğim bir yer. Kitap kokusunu doyasıya koklayabileceğiniz, Kitapçıların raflarında kendinizi kaybedebileceğiniz bir yer.

Çok sevdiğim bu mekandan Biraz Orhan Pamuk, Biraz Sebahattin Ali ve başka birkaç heyecanlı kitap alıp çıkıyorum.

Ayrıca Mahmut Hoca’nın posterini veren (Başka bir yazıda buna değimiştim) OT ve Kafkaokur edebiyat dergilerini de almayı unutmuyorum. Bu sevdiğim yerden yeni kitaplar edinmiş mutlu bir halde ayrılıyorum.

Daha sonra geldiğim yerlerden yürüyerek Arabama dönüyorum. Maltepe Pazarı eskiden de olduğu gibi benim gibi sıkı bir video oyuncusuna hitap eden peronlar da içermekte. Bu peronların birinden Playstation3 üm için elden düşme Red ALERT 3 Ultimate edition’unu da uygun bir fiyata ediniyorum.

Oyunum var, kitaplarım, dergilerim var. Ee kim tutar beni. İhtiyar delikanlı Arkadaşım, Rus harikası kalender arkadaşım Garip’e binip yine arabalı olarak Ankara Caddelerine çıkıyorum.

Yolda halk otobüsü tarafından önüm dolu olduğu halde sellektörle taciz edilip duruyorum. Oralı olmuyorum zaten gidiyorum niye sellektör yapıp duruyorsa anlam veremiyorum.

İşte bir gün Ankara’nın kalbine yaptığım ve çok güzel yeni kitaplar edindiğim bir Kızılay maceram da böyle sonlanıyor. Sağ salim evime varıyorum.

 

Medeni Durum Ayrımcılığı Yapan Kamp

Evet arkadaşlar,

Malesef ülkemizde yeteri kadar kaliteli hizmet alabileceğimiz kamp yok iken bir de Aile veya Bekar diye ayrımcılık yapan kamplar var. Neyse ki sayıları epey az.

İşte bugün size bu kamplardan birisi ile ilgili yaptığım Bimer başvurusundan bahsedeceğim.

Bimer’e yaptığım başvuru metni:

Merhaba,
Kampçı ve karavancıyım.
7.06.2017 tarihinde hizmet almak için başvurduğum Foça Acar kamp‘a yanımda bayan olmadığı için alınmadim ve geri çevrildim.
Konuyu hem cinsel ayrımcılık olarak goruyor hem de yalnız yaşama medeni hakkıma saygi gösterilmedigini duşünuyorum.
Otellerin insanlari bekar olduğu için geri çevirmesi nasıl abes ise bence bir kamp yerinin de bunu yapabilmesi abes ve haksizlık.
Teşekkürler.

 

Bimer’den aldığım cevap:

İlgili şikayet yazısı gereğince; Turizm Danışma Şube Müdürü tarafından, olayın yaşandığı Acar Kamping ziyaret edilmiştir.İşletme yetkilisi Necati ACAR ile konu hakkında görüşülmüş olup şikayet sahibinin neden kampa alınmadığı hakkında bilgi istenmiştir. İşletme sahibi yaşanan olaydan haberdar olduğunu belirtmiş ve genel olarak işletmeye sadece ailelerin alındığını söylemiştir. Gerekçe olarak; daha önce bu şekilde tek gelen kişileri aldıklarını ancak alkol aldıktan sonra etrafı rahatsız edici davranışlarda bulunduklarını hatta bazı taciz olaylarının dahi yaşandığını söylemiştir. aile olarak gelen müşterilerin memnuniyetini sağlamak amacıyla böyle bir uygulama yaptıklarını beyan etmiştir.
Söz konusu durum tarafımızca değerlendirilmiş ve adı geçen işletmenin bu gibi durumlarda gelen her müşteriyi almasının uygun olacağı sonucuna varılmış olduğunu ve tekerrürü halinde cezai işlem uygulanacağını belirten bir yazı yazılarak işletmeye gereken uyarı yapılmıştır.
Bilgilerinize arz ederim.

Arkadaşlar beni tanıyan tanır, Her sene gezen hatta kışın da karavancılık yapan birisiyim. En büyük keyfim karavanımda hafif müzik dinleyip kitap okumaktır. Bu işletmecinin söylediği fiillere elbette ki alakam olmaz. Hatta doğru düzgün içki bile içmem.

Bizler karavanla çok uzun kilometreler yapan ve bunun sonucunda gittiğimiz yerlerde elektrik, su, atıksu gideri gibi hizmetler arayan karavancılarız.

O gün beni almadıklarında ben de gidip Foça’da belediye otoparkında konakladım. Ancak yaptıklarının haksızlık olduğunu kendilerine söylemiş ve şikayet edeceğimi de bildirmiştim. Bunun sonucunda Hem Acar Kampa ruhsat veren Belediye’ye hem de BİMER yoluyla Turizm Bakanlığına şikayet ettim ve haklı bulundum.

Türkiye’de aynı hoyratça davranışı gören arkadaşlar. İlgili kamp yerini lütfen şikayet etsinler. Bu bütün kampçıların ve karavancıların huzuru için yapılması gereken bir şey.

Sonuçta medeni durum ayrımcılığı yapmaya, kapıda insanlara Evli-Bekar diye ayrım yapmaya hakkı olmayan kamp uyarıldı.

Bunu da buradan okuyan sevgili dostlar bilsinler ki Kamp işletenlerin böyle bir hakkı yok.

Hepinize keyifli Geziler ve Kamplar…

Bartın Mugada Karavan Alanı (il özel idaresi)

Evet gecen haftalarda 4. Anadolu Karavan Rallisi’ne katılıp Bartın’da hoş bir haftasonu geçirmiştik. Sonunda kampla ilgili görüşlerimi de burada paylaşayım dedim belki gitmek isteyen karavan dostları olursa faydamız dokunur.

Karavan alanı oldukça modern düzenlenmiş. Her karavanın yeri ayrı. Malesef gölgelik ne bir ağaç ne de sundurma mevcut değil. Bu da sıcak yaz güneşi altında karavanın yalıtımından başka güvencemiz olmayacağı anlamına gelmekte.

Kamp alanına çeşitli yollardan gelmek mümkün. Biz havaalanı yolundan girdik ve yolda çok ciddi seçilmesi gereken yol ayrımları, Dar ve virajlı ve çok dik yollardan geçirdi bizi bu yol. Bunun yerine Bartın ili içerisinden gelen yol çok daha düzgün ve karavanlara çok daha az risk oluşturacak bir yol. Yine köyler arası yollardan Bartın Ankara yoluna çıkmak da mümkün.

Kampın faciliteleri yeterli görünüyor. Ancak duşları göremedim. Elbette duşu vardır herhalde…

Burayı yapan kişiler Türkiye karavancılığına yeni bir uğrak noktası ve yeni bir eser kazandırmışlar. Ancak kampı işletme mantıkları dönemler şeklinde belirleyip yerleri öyle satmak olacak sanırım. Bu da bizim ”Nerede akşam orada sabah veya Nereden ne zaman sıkılırsak basar gideriz” karavancılık ilkelerimize pek uymayacak sanırım.

Buraya gidecek dostların özellikle sezon dışı dönemlerde Bartın İl Özel İdaresi’ne ulaşıp bilgi ve rezarvasyon yaptırması gerekmekte.

Burası karadeniz olmasına rağmen sahilin kumu ise çok güzel sanıyorum sezonda gelindiğinde burada güzelce yüzülebilir. Kampa yürüyüş mesafesinde bakkal var ve buradan ekmek, bira tarzı şeyler satın almak mümkün.

Yazın seyyar gezen satıcılar da olacağını tahmin ediyorum. Tabii yaz gelip de kalmadan bilinmez.

Ben İnternet sitesinde ayarladıkları gibi devreler halinde bu kampı satabileceklerini sanmıyorum. Ve kendim de böyle olmasını umuyorum. Bu kamp biran önce normal kampçılık mantığına göre işler hale gelmeli bana kalırsa.

Neyse uzun lafın kısası sevinecek bir gelişme bir karavancı olarak yeni bir kampa sahip olmamız -Beton rantına kurban giden yemyeşil kamplarımıza üzülmekten zaman bulabilirsek- Vatana millete hayırlı olsun!…

Bilgi için: Mugada Karavanpark

Bartın Mugada’ya yolculuk…

Sabah Ankara’dan çıktık. Buluşmamız saat 9 daydı ben biraz geç kaldım. Beni aradılar ve içim kıpır kıpır oldu. Buluşma yerine vardığımda pekçok karavan gördüm. İlk defa paralı otoyol kullanacaktım ve otoyol etiketini de yeni almıştım. Yoldan devam ettim. Güçlü motokaravanlar daha ilk dakikalarda gözden kaybolup gittiler. Piri ile biz en geride kaldık. Neyse bir dinlenme tesisinde ben de Ali abiyle karşılaştım ve biz de hemen hemen bütün yolu bereberce önlü arkalı geldik. Mugada’ya yaklaştığımızda çok dar ve dik virajlı köy yollarına da girdik. Geçtiğimiz köylerde herkes bize bakakalıyordu. Neyse ki bir sorun yaşamadan Mugada’yı bulduk. 300km lik bu yolculuk hemen hemen 5 saat sürdü. Ama olsun biz özeliz evimizi yanımızda taşıyarak gezen

kişileriz biz

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

İşte böyle maceralı bir yolculuk ardından Mugada’ya ulaştık.