Arkadaşlar şu devirde hala ısrarla herkesin arzu ettiği biçimde yaşayabileceğini anlamak istemeyen insanlık seviyesindeki kör cahiller benim için bir kayıp değiller. Bu insanlık seviyesinin insanları ile birarada bulunmak için can atıyor değilim. Dolayısıyla bu insanlar bana göre benden ne kadar uzak olurlarsa benim için daha iyidir. Kendi insanlık seviyesindeki gruplara geçebilirler. Benimle kalanlar da şunu çok iyi bilsin, Ben Kampçı ve Karavancı Yücel Hoca’yım. Canım nasıl isterse öyle yaşıyorum ve buna da halen devam ediyorum…
Kategori: Yazılar
Yeni bir Öğretim Yılına Başlarken…
Bir yazı daha devirdik arkiler. Bu yaz Angara’dan dışarı hiç çıkmadığım bir yaz oldu. Demek ki ben gezmeden de mutlu olabiliyormuşum bazı şartlar yerine geldiğinde. Bunu görmek güzel çünkü hayatımın üçte biri kah bir otomobille kah motosiklet tepesinde oradan oraya deli danalar gibi gezmekle geçti. Güzeldi bu da ama belli bir yerde olmanın ve o yerde rahat etmenin güzelliği de ayrı bir güzellik. İşte AYAŞ bu aradığım güzel ortamı bana güzel doğasıyla sunan harika bir kent. Ayaş’tan önceki hayatımda sıkıntı duyduğum pekçok sorunum AYAŞ’ta çözüldü. Artık geniş ve rahat bir evde oturuyorum mesela…
Karavancılığımı artık görece tek başıma ve kendi seçtiğim kampingde yapıyorum ve bundan da mutluyum açıkçası. İlle gezmem gerekiyor ‘muş’ gibi bir kabullenişim yok benim. Ben beni ne mutlu edecekse onu yaparım. Kalmak mutlu ediyorsa kalarak da vaktimi değerlendirebiliyorum. İnsanın karşısına sağlık sorunları çıktığında bütün planlar değişiyor. Benim de karşılaştığım Şizofreni belası nedeniyle artık uzaklara sürmem ve belli bir süre uzaklarda yaşayabilmem de zor görünüyor. Olsun ben hayatı yakalayabildiğim güzellikleri ile kabullenip yaşamayı seven birisiyim. Hiç gezemeyecek olsam bile ben bunun içinde yine kendime bir güzellik yaratır, Mutlu olmayı yine başarırım.
Bir yaz bitti. Tüm öğretmen arkadaşlarıma iyi bir eğitim öğretim yılı diliyorum. Bu yıla başlarken yine ve yeniden kendimi hayatta yapamadığım ve olamadığım her şey için bir kez daha affediyorum.
Güzel bir yıl geçirmemiz dileğiyle, SEVGİLERLEE!
Biz de bir canız…
Arkadaşlar herkes gibi ben de bir canım. Kimseye ne bir üstünlük taslayabilirim ne de kimseden eksik kalır bir yanım ve yönüm olduğu var.
Kampçı dostlarım olsun, dostlarımla kamp yapayım istedim ve bu yüzden de kampçı dostlarım olarak gördüğüm kimselerin dostları oldum.
Yine kampçı dostlarım arasından devam ettirdiğim dostluklarım da var. Bazı kampçıdostlarımla dostluğum ilerledi ve daha da yakın dost oldum.
Şimdilerde daha çok yalnız başıma kampçılık yapıyorum karavanım PİRİKAMP’la…
Yine de dostluk ve dostlar gibisi yok…
Yücel GÜNDÜZ Karavancılığı, onurlu şerefli güzel bir karavancılıktır. Bu güzel dostlarla yapılır.
Motokaravan ayrımcılığı üzerine…
Merhaba arkadaşlar.
Bir kampçı olarak beni rahatsız eden bir şeyden bahsetmek istiyorum. Adlarını falanca Motokaravan grubu felan gibi kampçılık yapılan aracın orjinine yönelik bir ayrımcılık örneği ile seçmiş gruplar var.
Ben kendim bu işe çok küçük yaşlarımda Bursa’daki Hasanağa Gençlik Kampında devletin sunduğu olanaklarla başladım. Sonrasında ehliyetimi aldıktan sonra üniversite yıllarımda arkadaşlarımla otomobilim ve çadırımla ilk defa kamp yapmaya başladım. 2001 yılında. O tarihten itibaren her yıl mutlaka kampa gider ve kampımı yaparım.
Yıllarca bu işi sadece otomobilim ve çadırımla yaptıktan sonra ben de kendime bir çekme karavan yaparak nihayet 2010 yılında ilk karavanımı edindim. Bu karavanı gururla söylüyorum her şeyini kendim yaptığım Çelebi adında bir hayaldi. Yani dokuz yıl boyunca en az Otomobil ve Çadır kampçılığı yaptım. Sonraki yıllarda da yine canım istedikçe yaptım ve bugünlere kadar geldim.
Çevremdeki dostlarıma baktığımda onların da senelerce değişik araçlarla kampçılık yapmış deneyimli kampçılar olduklarını görüyorum.
Bu motokaravan ayrımcılığı noktasında eklemek istediğim başka bilgiler de var. Bunlardan en önemlisi ise istatistiki bilgisi elimizde olmamasına rağmen en çok kullanılan kamp aracının açık ara farkla otomobil olmasıdır. Pekçok insan kampçılığa otomobil ile başlar ve geliştirir. Diğer bir nokta ise evet bizim çadırla kamp yıllarımız geride kaldı ama her zaman hala kenarda köşede bir çadırımız vardır. Bu açıdan ben MOTOKARAVAN diye bir sınıflandırma yapılmasını çok yanlış bir tavır olarak görüyorum.
Birçok insan ancak senelerce çalışıp uğraşıp yine bir motokaravan edinemez veya çok zor edinir. Şartlar böyleyken kampçılar arasında neden böyle bir ayrımcılığa gidilmektedir?
Ye Kürküm Ye düzeni doğru bir düzen değildir. Ve her zaman için bir kampçı çadırcılık yapacağı yeni deneyimler de yaşayabilir.
Çekme karavanlar da sonuçta kamp yerlerinde kamp yapmak için özelleşmiş araçlardır. Ve karavanın aslı da aslında bir çekme karavandır. Motokaravanlar tamamen sonradan yapılmış bir buluştur arkadaşlar.
Motokaravancılar diye gurup kurulup hem Çekme Karavancıları hem de Çadır Kampçılarını ayırmak, Onları ötekileştirmek son derece anlamsız bir tutumdur.
İnsanlar bu tutumu yapabilir ve ben yaptım oldu diyebilirler ancak deneyimli kampçılar olarak motokaravanımız olsa da, olmasa da bizim teveccühümüz yıllarca kampçılık yapmış ve İNSAN AYIRMAYAN insanların olduğu Türkiye Kamp ve Karavan Derneği veya Yine UKKF’ye bağlı Ankara Kamp ve Karavan Derneği gibi dernekler olacaktır.
E-Scooter’im ve yeni bir gezi aracım…

Kendime yeni bir oyuncak satın aldım. Bu araç yakın çevrede geziler yapmak için çok iyi.
Benim Escooterim Onvo Ov-12 Plus. 1600w lık epiy güçlü bir model. Benim ağırlığımı taşıyabiliyor. Bu çok iyi.
E Scooterimi bir gün şarj edip ardından günlerce şarj etmeden kullanabiliyorum. Bu da çok iyi.
E scooterimi çok uzak yerlere sürmüyorum. Genelde evimin olduğu mahallede gezintiler yapıyorum onunla. Bu da bana yetiyor.
Alet kocaman bir karton kutuda geliyor ve epiy ağır. Bu da kötü tarafı.
Ben onu eve taşımıyorum. Şarj edeceğim zaman pencereden uzattığım bir uzatma kablosuyla bu işi halletmenin yolunu buldum. Çok şükür ki evim de zemin katta. Şimdilik bir sorun yaşamadık.
Aletin çok şık görünen bir de aydınlatma sistemi var üzerinde. Bu da bence bir artısı.
Dostluk üzerine…
Kampçılık açısından aktif bir hayat yaşadım ve hayatımın çoğunluğu kamplarda rastladığım güzel dostlar arasında geçti.
İnsanlar iftira ve dedikodu gibi şeyler yaparlarsa dostluklar bozulur. Ama herkes kendi kampçılığıyla uğraşırsa, Yani herkes kendi işine gücüne bakarsa o zaman dostluklar da uzun ömürlü olur.
Biz birine dostumuz dediğimiz zaman bu dostluk pazara kadar değil mezara kadardır. Bu yüzden dostlarımızı iyi seçmeye çalışıyoruz.
Ama zaman zaman anlamsız şeylerle bizi de üzen insanlar oluyor. Bu yüzden biz de dostlarımızı daha da az tutmaya çalışıyoruz. Ne kadar candan insanlar olursa dostluk o kadar güzel olur.
İçten pazarlıklı, yalan konuşan alçak insanlardan kimseye dost olmaz. Böyleleriyle karşılaşırsanız bırakın gitsinler. Sizden uzak olmaları sizin için belki de daha hayırlıdır.
Yine de kampçılık güzel dostlarla güzeldir. Ve güzel bir dostluk için kötüleri de görüp bir kenarı ayırmaya bence her zaman için değer.
Senden ayrılalı gülmedim dostum, Diyebileceğiniz dostlar edinmeniz dileğiyle…
Orman Yangınları…
Yine yangın zamanları geldi ciğerlerimiz yanıyor. Yanan her canlıyla biz de yanıyoruz aslında. Oysa birazcık sigara izmaritimize dikkat etsek veya yaktığımız ateşi tam söndürebilsek belki binlerce ağaç ve canlıyı kurtaracağız yanmaktan. Lütfen biraz daha dikkat!
Bir Gülün Günlüğü
Bir Gülün Günlüğü…
Ben kırmızı gonca bir gülüm. Bu sabah güneşin ışıkları erkenden vurdu üzerime. Mis gibi kokumu çevreme saçtım. Arılara böceklere açtım koynumu. Dikenlerim de var benim. Beni düşmanlarımdan koruyan harika dikenler. İnsanlar beni severler. Gül yüzün solmasın derler mesela… Bugün bir şişko balarısı geldi tozlarımı almaya. Aceleci bir hali vardı. Ona en güzel şekilde bağrımı açtım. Sonra beni kopardılar. Birkaç güne soldum artık solmuş bir gül oldum.
Bir Eski Arabanın Günlüğü
Bir Eski Arabanın Günlüğü.
Ben bir eski arabayım. Sahibim bana özenle bakar. Bakımlarımı yaptırır. İçimi dışımı tertemiz tutar. Artık eskidim yeniler gibi alımlı değilim. Ama benim de sevenlerim var. Kimleri kimleri nerelere taşıdım, Götürdüm getirdim. Bir gün olsun şikayet etmedim. Hararet bile yapmadım. Zamanla bazı yerlerimde pas oluştu. Sahibim beni öyle de olsa kullanmaya devam ediyor. Ben bir eski arabayım. Kimleri kimleri taşıdım. Bir gün olsun yakınmadan…
Bir Gözün Günlüğünden
Bir Gözün Günlüğü
Bugün sabah erkenden açıldım. Sahibim beni lavaboda güzlece yıkadı. Çapaklarımdan arındım. Ben Dünya’yı gösteririm ona. Çevrede neler olduğunu, Güzel bir dizi filmi bazen haberleri izleriz beraberce. Kulakla beraber çalışıyoruz ben görüyorum, Kulak da duyuyor biz bir takımız. Ben mavi renkli bir gözüm sahibim için çok şey ifade ettiğimi düşünüyorum ben olmasam Dünya’yı göremezdi. Çok önemli bir görevim var. Görevimi canla başla yapmak için uğraşıyorum. Ben bir gözüm. İnsanlar bana önem verir. Gözüm gibi bakmak, gözüm gibi sevmek derler mesela. Ben Dünya’da ne oluyorsa sahibime gösteriyorum. Ben bir gözüm.