Öne çıkan

Piri’den Merhaba Dünya…

Garip-Piriyazili

Hosgeldiniz. Bu sitede kampcilik ve karavan dunyasi ve yasamiyla ilgili pekcok sey bulmanizi diliyorum.

Lutfen blogumu begenerek takip edip paylasarak siz de Piri’ye katkida bulunun.

Keyifli bloglar…

post

Hatırlatma: Bu sitede yayınlanan içeriğin tüm hakkı yazara aittir ve izinsiz olarak kopyalanıp kaynak gösterilse dahi başka bir yerde yayınlanamaz. Yayınlanması halinde yasal yollara başvurulabilir. Sayfaya link verilerek paylaşımda bulunulabilir.

Hatırlatma 2: Bu sitede yer alan her şey bir kampçı karavancı olarak yazarın kendi subjektif görüş ve fikirleridir. Bu yazılar geziler yapılarak, Kamplar bizzat deneyimlenip kalınarak, yolculuklar yapılarak oluşturulmaktadır.

Bir Gülün Günlüğü

Bir Gülün Günlüğü…

Ben kırmızı gonca bir gülüm. Bu sabah güneşin ışıkları erkenden vurdu üzerime. Mis gibi kokumu çevreme saçtım. Arılara böceklere açtım koynumu. Dikenlerim de var benim. Beni düşmanlarımdan koruyan harika dikenler. İnsanlar beni severler. Gül yüzün solmasın derler mesela… Bugün bir şişko balarısı geldi tozlarımı almaya. Aceleci bir hali vardı. Ona en güzel şekilde bağrımı açtım. Sonra beni kopardılar. Birkaç güne soldum artık solmuş bir gül oldum.

Bir Eski Arabanın Günlüğü

Bir Eski Arabanın Günlüğü.

Ben bir eski arabayım. Sahibim bana özenle bakar. Bakımlarımı yaptırır. İçimi dışımı tertemiz tutar. Artık eskidim yeniler gibi alımlı değilim. Ama benim de sevenlerim var. Kimleri kimleri nerelere taşıdım, Götürdüm getirdim. Bir gün olsun şikayet etmedim. Hararet bile yapmadım. Zamanla bazı yerlerimde pas oluştu. Sahibim beni öyle de olsa kullanmaya devam ediyor. Ben bir eski arabayım. Kimleri kimleri taşıdım. Bir gün olsun yakınmadan…

Bir Gözün Günlüğünden

Bir Gözün Günlüğü

Bugün sabah erkenden açıldım. Sahibim beni lavaboda güzlece yıkadı. Çapaklarımdan arındım. Ben Dünya’yı gösteririm ona. Çevrede neler olduğunu, Güzel bir dizi filmi bazen haberleri izleriz beraberce. Kulakla beraber çalışıyoruz ben görüyorum, Kulak da duyuyor biz bir takımız. Ben mavi renkli bir gözüm sahibim için çok şey ifade ettiğimi düşünüyorum ben olmasam Dünya’yı göremezdi. Çok önemli bir görevim var. Görevimi canla başla yapmak için uğraşıyorum. Ben bir gözüm. İnsanlar bana önem verir. Gözüm gibi bakmak, gözüm gibi sevmek derler mesela. Ben Dünya’da ne oluyorsa sahibime gösteriyorum. Ben bir gözüm.

Bir Kitabın Günlüğünden…

Bir Kitabın Günlüğü

Tozlu bir kütüphane rafında duruyordum bu sabah. O beni çekti aldı. Sayfalarımı karıştırdı. Artık okunuyordum. Sayfalarımı birer birer birbiri ardına çeviriyordu. 13 Yaşında bir kız. Adı Ayşeymiş bana o söyledi. Başka şeyler de söyledi bana. En çok roman severmiş. Ona bilgilerimi büyük bir içtenlikle sundum. Sonra bir kenara koydu beni. Kendine kahve yaptı sonra okumaya, okumaya devam etti. Sayfalarımın arasına portakal renkli bir ayraç koydu. Bana değer verildiğini hissediyorum. Ben bir kitabım. İçimde serüvenler barındırıyorum. Beni okuyanları eğlendiriyorum. Hala buna devam ediyorum.

Bir Traktörün Günlüğünden

Bir Traktörün Günlüğünden…

Bugün erkenden marşıma basıldı. Grrr diye homurdandım yaşlı dizel motorumla. Büyük kırmızı bir traktörüm ben. Yaşlı çiftçi kullanır beni. İlk önce römorkumu taktılar tarlaya gidecektik. Tarım işçilerini götürdüm tarlaya sonra benim arkama su pompasını taktılar motorumla su bastım tarlalara. Sonra çiftçinin çocuğu kullandı beni. Onun ilk aracıyım belki de. İkindi vakti Güneş sarı sıcak ortalığı kavuruyor rüzgarda çalılar uçuşuyordu. Grrr diye çalışan güçlü dizel motorumla yaşlı çiftçiye güven veriyordum. Sonra yerime koydular beni. Dinleniyorum. İşte bir günüm böyle geçti.

Bir çiçeğin günlüğünden…

Bir çiçeğin günlüğünden…

Bugün sabahın ilk ışıkları üzerime vurduğunda içimi bir coşku kapladı. İşte yeni bir gün doğuyordu. Sonra yapraklarımın üzerine hafif hafif damlalar düştü gökkubbeden. Bulutlar bana sularını akıttı doyasıya. Toprağım ıslandı ben de istediğim besinleri emdim topraktan. Sonra bir arı geldi çiçeğimin etrafında vızırdadı. En güzel yüzümü gösterdim ona. Beni döllesin diye. Bacaklarındaki çiçek tozlarını döktü üzerime. Onun sayesinde seneye tohumumu geliştirebileceğim. Belki yeni bir toprakta yeni bir çiçek olacağım. Sonra o geldi yanıma bana güzel bir şarkı söyledi, Ninni gibiydi. Buğulu sesiyle. Onu çok sevdim, Onu hep sevdim. En güzel yüzümü gösterdim ona. O da beni seviyor biliyorum. Hep bakıyor bana bazen de mis kokumu içine çekiyor. Kokluyor beni. Doyasıya.

Sonra bir rüzgar çıktı, yapraklarım saplarından kopacak beni terk edecekler sandım ama gelip geçiciymiş bu rüzgar. Esti geçti öylesine… Bir karınca dadandı yaprağıma. Ne istiyor benden? Gezdi gezdi gitti usulca. Derken akşam oldu. Yine o geldi beni suladı. Çok mutlu oldum. Mutluluktan uçabilirdim. Ama nasıl uçayım altı üstü bir çiçeğim ben…

İşte bir günümü böyle anlatıyorum sana. Her günüm birbirine benziyor aslında. Yine de yaşamayı ve pembe pembe süzülmeyi seviyorum.

Kahramankazan’a az kaldı…

Tatile bir haftalık bir süre kaldı. Şimdi yıl sonu iş ve işlemleri var arkasından da güzel bir yaz tatili. Ben sadece kendi ihtiyacımı gidermeye dönük kampçılık yapıyorum. Sabit kampım beni fazlasıyla mutlu eder. Uzun yıllar kampçılık yaptım ve bunu gezerek de yaptım zamanında. Ama artık sabit bir kampta olmayı tercih ediyorum. Bunun başta ekonomik olmak üzere sosyal faydası da çok insana. Uzun yıllar kampçılık yaptıysanız sabit kampçılığı de tercih edebilirsiniz. Belki de etmezsiniz. Siz gezmeyi çok seviyor olabilirsiniz. Benim için gezmek o kadar da önemli değil. Ama kamp yerindeki huzurum. Kitaplarımla mutlu mesud yaşayabilmem benim için önemlidir. Herkese uygun seçenekler vardır. Ama ekonomi de çok önemlidir. Kamp yerleri ile sürekli anlaşmalar yaparsanız maliyetleriniz, Özellikle de kamp ücretleriniz epiy düşüyor. Gezmediğiniz için yakıt da harcamıyorsunuz fazla… Sürekli kampçılık gözden kaçırılmaması gereken bir seçenektir bu işte… Bana göre öyledir.