Öne çıkan

Piri’den Merhaba Dünya…

Garip-Piriyazili

Hosgeldiniz. Bu sitede kampcilik ve karavan dunyasi ve yasamiyla ilgili pekcok sey bulmanizi diliyorum.

Lutfen blogumu begenerek takip edip paylasarak siz de Piri’ye katkida bulunun.

Keyifli bloglar…

post

Hatırlatma: Bu sitede yayınlanan içeriğin tüm hakkı yazara aittir ve izinsiz olarak kopyalanıp kaynak gösterilse dahi başka bir yerde yayınlanamaz. Yayınlanması halinde yasal yollara başvurulabilir. Sayfaya link verilerek paylaşımda bulunulabilir.

Hatırlatma 2: Bu sitede yer alan her şey bir kampçı karavancı olarak yazarın kendi subjektif görüş ve fikirleridir. Bu yazılar geziler yapılarak, Kamplar bizzat deneyimlenip kalınarak, yolculuklar yapılarak oluşturulmaktadır.

Reklamlar

Orhan Kemal- Dünya Evi

Orhan Kemal’in Dünya Evi Romanı da bir Mayıs gününde okunup bitti. Yazar zorluklarla geçinen işçi bir ailenin hayatını ve yaşadıklarını ustalıkla işlemiş kitabında. Kitap güzel ama biraz fazla yoksulluk var kitapta. Yine de iyi bir sonla bitmesi kitabı başlı başına trajedi olmaktan kurtarmış. Okunacak güzel bir kitaptı.

Kamplar ve Kamptan kampa karavancılık…

Bizim hobimizin çok önemli bir boyutu kendimize uygun işletme yani kamp bulabilmekten geçiyor.

Kamplar aslında biz karavancılar için sığınılacak limanlar. Oralarda elektrik, su alma imkanı, Tuvalet ve Duş gibi imkanlar. Hatta pek kullanmasak da yiyecek hazırlama ve bulaşık yıkama yerleri. Çamaşır yıkama imkanı gibi imkanlara kavuşuyoruz.

Bize bu kadar imkanlar sunan kampların da yaşayabilmeleri için belirli ücretleri var. Her kampın ücreti farklı. Kampçılık ücretleri bizim ta kış zamanından hesapladığımız ve bütçemize dahil ettiğimiz giderlerdendir. Eğer kamp temizse ve huzurluysa iyi hizmet veriyorsa Karavancılar olarak bizler de ödediğimiz ücretten memnun ayrılabiliriz.

Bir de malesef internette her şeyin fiyatını sorup, Pahalı pahalı diye kamp yerlerini taşa tutan bir güruh var. Bunlarla en güzeli muhattap olmamaktır. Ben birileri gelip gelip de memnun ayrıldığım bir kampinge fiyatı yüzünden çamur atmaya işi getirecek diye aslında kamp yerlerinin fiyatını hiç konuşmuyorum. Soranlara da internetten sayfalara yönlendiriyorum. Bazılarına laf anlatacak gibi değil. İnternetten size de saygısızlık yapıyorlar bir de. Neymiş efendim kamp yerleri fiyatları bizim yüzümüzden yükseliyormuş. Hadsizliğe bak! Neyse efendim her şeyin bedeli olduğu gibi iyi bir kampın da bedeli var ve bu bedeli ödeyenler hizmeti alıyorlar kısaca.

Bir de düzgün hizmet alamama durumları, aşırı kalabalık, gürültü kirliliği, hijyen problemleri yaşanan yerler de malesef var. Böyle yerleri adres edinmek yerine bir iki gün kalıp ayrılmayı tercih ederiz.

Karavancılığın temeli kampçılıktır ve kampçılık kampsız olmaz. İyi ve çok sayıda kamping işletmelerinin olması her zaman için kampçı ve karavancıların faydasına olacaktır. Ülkemiz malesef bu konuda çok yol katedememiştir. Kampinglerin çoğu daha çok sahil şeridindedir ve birçok ilde kendinizi atıp rahatlayabileceğiniz kampingler yoktur. Bu karavancılığı bence daha zor hale getiriyor. Her ilde siz girmeseniz bile bir kamping bulunması her şeyden önce karavancı için bir güvencedir.

Kampinglerde ayrıca wireless internet hizmeti de önemli bir hizmettir. Kampların çoğunluğu bu hizmeti olması gerektiği gibi vermemektedir. Ayrıca kamplarda kütüphane, kitap okuma salonu ve internet bağlantılı bilgisayar bulunması da çok iyi olur.

Bununla ilgili her kampa bir kütüphane kurabilmek için 2017 yazında bir proje başlatmıştık. Bu konuda çalışmalarımız sürecektir.

Kamp yeri bir eğlence ve dinlence mekanıdır. İyi kampçılığın temeli kamp kültürünün gelişmesidir ama en temel taşı saygıdır. Birbirine saygının olmadığı yerde sıkıntılar baş gösterir.

Tecrübeli kampçılar daha çok gülümsemenin ve selamlaşmanın önemini bilirler. Kamplar birlikte paylaşılan mekanlardır. İnsanların ayrı ayrı yazlıkları olacağına her beldede bir kamp yeri olsa güzellikler paylaşılabilir. Hem kamp yerleri genelde cennet bahçesi gibi yemyeşildirler.

Benim de benimsediğim karavancılık Kamptan kampa gezilen karavancılıktır. Zaten Çekme karavan tipi de bu tarz kampçılığa daha uygundur. Bizler kamp yerine giderken aracımızın ardında karavanımızı çeker, Yerleştiğimizde kamp yerini evi gibi benimser ve yakın çevredeki gezilere arabamızla gideriz. Bu yüzden Kamplar bizim için son derece önemlidir.

Gölbaşı Ulaşan Otel’deyiz…

Bugün de öğleden sonra karavana geçtim ve karavanı ilk defa Güçlü’ye taktık.

Ve Güçlü ile Ulaşan Otel Caravanning’e geldik.

Türkiye kamp karavan dernegi’nin aylık mutat toplantısı burda yapılıyor.

Güçlü ile karavan alanına yerleştik.

Ulaşan otel her zamanki gibi düzenli ve güzel.

Havuz doldurulmuş ancak hava havuza girmek için çok soğuk.

Ben de çeşitli karavanlarla hasret gideriyorum. Önce güzel bir temizlik yapıyorum. Şimdi de kahve keyfi yapıyorum. Kamp başladı…

Enginar yemeği…

Bugün ilk Enginar ayıklama deneyimimi yaşadım.

Elimdeki enginarın bütün yapraklarını soydum. Sap kısmını da traşladım. Elimde küçücük bir tekerlek kaldı beyaz.

Pazarcıların bu işi benden iyi yaptıklarına eminim.

Yalancı dolma olarak yaptığım enginarda,

1 Patates

3 adet havuç

500 gr bezelye

1 enginar

1 soğan

Zeytinyağı, Tuz.

Var. Yine de güzel yemek oluyor. Ben bu yemeği karavanda yapmayı da çok severim.

Belki daha önce söylemişimdir karavanda minimal ev yaşamı ve ev tipi yemeklerden yanayım.

İşte böyle Enginar maceramı sizlerle paylaşmak istedim.

Güçlü Ruhsat Problemleri…

Hiçbir aracımla Güçlü’ye çeki demiri takılırken, daha doğrusu takılan demir ruhsata işlenirken yaşadığım kadar sorun yaşamadım.

Güçlü hem kuvvetli torkuyla bizi rahatlatacak hem de klimasıyla belki bu yüzden bu kadar cefa çektiriyor.

Haftada üç gün sanki emniyette çalışıyorum durum böyle. Bir de Ford bayisine git belge için yalvar. Araba eski derler vermezler belgeyi. Bir sürü sorun.

Ama aracın kayıtlarındaki bu sorunları önceden bilebilir misiniz? Tabii ki hayır. Bilseniz zaten aracı almazsınız.

Neyse biz o emniyet senin bu Ford bayii benim dolaşmaya devam ediyoruz.

Acaba demiri işletebilecek miyiz? O bile belli değil. Aslında epey tadımız da kaçtı.

Garip’in ahı mı tuttu acaba?