Ulaşan Otel ve Gölbaşı Gezisi…

Bu Pazar da yola çıktık ve Güçlü (Etkinlik otomobilimiz) bizi Ulaşan Otel’e götürdü.

Otel havuzu doldurmuş bizleri bekliyor. Ulaşan’da kahvemizi içip göle karşı keyiflendik. Tekrar gelmek üzere veda ettik.

Yine Yayla Mocamp’taki yerimizdeyiz…

Yine yayla mocamp’a karavan keyfi yapmaya geldik.

Burası bizim artık Anakampımız oldu. Yani Piri sürekli bu kampta duruyor. Ben haftasonları geliyorum.

Karavanda kısık ateşte, bakır cezvede demlendirilerek pişirilmiş mis gibi Türk kahvesinin kokusu her yanı sarıyor.

Yaşam alanım ve okumalıklarım. Piri’de vakit geçirmek büyük bir keyiftir.

Sabah olduğunda ormanın içinde uyanmak gibisi yok.

Evet efendim bir kampımız daha böyle geçiyor…

Köyden indik şehre…

Bugün Kızılcahamam ile Gerede arasındaki, Yaklaşık 1500 metre yükseklikte olduğunu düşündüğüm, Ankara’nın en uzak köyünden bile daha uzak (Kuzey yönünde en uzak öyle ki yüz metre sonrası Bolu sınırları oluyor. Yayla’daki kampımızdan Şehr-i Ankara’ya döndük. (Ankara yaklaşık 800 metre) Bir hafta yukarda yaşayınca aşağı inince başladım terlemeye. Oysa kampımızda geceleri üşür idik. Bu kıtalararası uçanların yaşadığı jetlag gibi bize etki etti. Şöyle bir sersemledik.

Yayla her zaman güzel. Şehir oralara göre çok kalabalık. Ama gelmek zorundayız. Sonsuza kadar kampta yaşayamayız. Tabii emekli olmadıkça…

Yine de güzel yerler yaşasın Kızılcahamam yaylaları…