Pirikamp ve maliyetler…

Maliyeti nasıl karşıladığımız sorusu zaman zaman sorulur. İki tip gezi var. Kışın yapılan kısa gezileri normal bütçeden karşılıyoruz. Yazın yapacağımız uzun gezimiz için mutlaka kıştan para biriktiriyoruz. Bir tatil fonumuz var ve bizi sıkıntıya sokmayacak kadar bir parayı her ay yaz için oluşturduğumuz fona ekliyoruz. Böylelikle yazın yapacağımız kamp konaklamaları ve uzun gezilerde yakıt için bu fon bize yardımcı oluyor.

Kampçılığı böylece daha uzun süreli ve mesafeli yapabiliyoruz. Ve rahat ediyoruz.

Kıştan eğer bir fon ayrılmazsa kamp ücretleri ve yakıt ücreti yaz bütçesine ağır gelebilir.

Karavanın satın alınmasını bir araç gibi görüp buna göre finansman sağlıyoruz. Karavanın bakım vb masrafları da arabamızla bir yapılıyor.

Geriye web sayfaları gibi önemsiz maliyetler kalıyor bunları da normal bütçemizden sağlıyoruz.

Karavanda da olsak günlük yemek vb giderleri normal bütçeden sağlıyoruz.

Bu şekilde çok zorlanmadan yazları istediğimiz kadar karavan yaşamını deneyimleyebiliyoruz. Ve istediğimiz yerlere gidebiliyoruz.

Karavan yaşamı iyi planlanırsa maliyetin yönetimi zor değil ve uzun sürelerde deneyimlenebilecek bir tatil tarzıdır.

Her konuda planlama önemli olduğu gibi karavancılıkta da aslında durum böyle.

Ben yurtiçi kampçısıyım ve yurtdışına çıkmıyorum. Yurtdışı maliyetleri konusu daha farklı olabilir tabii.

Reklamlar

Mobil yaşamın Nirvana’ya ulaştığı nokta: Karavancılık…

Karavancılık bana göre mobil yaşamın Nirvana’sıdır… Otomobil hobiciliğinde gidilecek son noktadır. Karavancılıkta yanımızda pek çok donanımla beraber evden uzakta kalırız. Donanımımıza göre evden uzak kalışımız birkaç gün de olabilir, birkaç ay da… Karavancı bu zaman diliminde özgürdür. Karavanında pişirir, yer içer. Temizlik ve bakımını karavanda yapar. Boş zamanını da karavanda değerlendirir. Bu açıdan karavan hobisi son derece eğlencelidir. Karavancı karavancılık yaptığı sürede karavan kamplara girip buralardan su gibi elektrik gibi ihtiyaçları sağlarken aynı zamanda çamaşır yıkama gibi işleri kamplarda görebilir.

Karavancılık karavancılığa özel pekçok donanımla yapılır. En önemli donanım elbette karavandır. Karavancının nasıl bir karavan kullanacağını seçenekler, beklentiler, maliyet gibi konular belirler. Karavancılık birkaç onbin lira ile birkaç yüzbin lira arasında bir bütçe ile başlanabilecek bir hobidir.

Karavanlar ve karavancılık donanımları konudan habersiz kimselere pahalı gelse de. Kısa sürede kendini amorti edebilen maliyetlerdir. Örneğin bu kış tatilinde 13 gün boyunca karavanda yaşadım ve bunun karşılığında sadece 80 lira konaklama ücreti ödedim. Aynı konaklamayı otelde yapsaydım 2500tl ödeyecektim. Oysa ben tatilimi kendi evim gibi bildiğim ortamımda kendim pişirip yiyerek yapmayı tercih ediyorum. İşte karavancılık budur.

Karavancılık sırasında enerji azlığı, su azlığı gibi sorunlar karavancılıga eşlik eder ve bunlardan tasarruf ederek yaşamak da ayrı bir keyif verir.

Karavancılık altyapısı malesef ülkemizde iyi gelişmiş durumda değildir. Ancak sayıları çok sınırlı belediyelerimiz kendilerine ait karavanparklar kurabilmişlerdir.

Bunlar arasında Bursa(Nilüfer), Konya(Karatay), ve Samsun belediyeleri bulunur.

Karavancı gezdiği ve evine yaptığı gibi karavanına alışveriş yapmak zorunda olduğu için gittiği yerdeki esnafla en çok alışveriş yapan turist modelidir. Uçaklara doldurup otelden dışarı adımını atmayan turist gibi değildir. Karavancı araştırır, iletişim kurar ve alışveriş yapar. Ayrıca gittiği yeri de pozitif manada tanıtır.

Keyif…

Mudanya’dayız. Ağır ağır demlene demlene pişen Türk kahvemizi pişirdik ocakta. Kış ayında da olsak dışarda yağmur da yağsa karavancılık zevki ve keyfini kendimizce yaşamaya çalışıyoruz.

Tabii kış karavancılığının zorlukları var ama tatlı zorluklar bunlar biraz da keyif veriyor.

Üç metrekare bir alandayız. Her şeyimiz bu alanda. Elektriğimiz az olduğu için -çünkü günlerdir Güneşi görmüyoruz- webastomuzu sürekli çalıştıramıyor zaman zaman kısık ateşte ocağı yakarak idere etmeye çalışıyoruz. Bunu yaşayınca hakikaten Avrupa karavanlardaki elektrik harcamayan gazlı ısıtıcıların daha iyi olduğunu düşünüyoruz. Avrupa bir karavanın Buzdolabı da üç sistemli olduğu için kış aylarında kamp yapması daha kolay. Ancak bu karavanların da içlerinin halı ile kaplı olmasını sevmiyorum. En ufak bir çamurda içerisi mahfolur oysa biz burda çamur içinde kamp yapıyoruz. Dünden beridir sıcaklık da epey düştü bakalım neler olacak?

Karavancının yaşam tarzı ve keyfi çok ayrı şeyler. Bunu yaşamak lazım. Ama bunu yaşamak için ne alemicihan olmaya ne de yüz binlik karavanlara ihtiyaç var. Temiz bir yürek ve bi miktar abartılmamış donanım pekiala Türkiye’de karavancılık zevkini tatmak için yeterli.

Ne duruyorsunuz? Haydi aramıza gelin. Bu ülkenin yeni yeni karavancılara ihtiyacı var.

Karavancılık ve Alternatif turizm üzerine…

Son zamanlarda medyaya yansıyan şeklinde karavancının yaptığı faaliyetler Alternatif Turizm faaliyeti olarak sıkça anılmaktadır. Hakikaten bazı özellikleri karavancılığı kitle turizminden ayırmaktadır. Ancak kalabalık guruplar için hazırlanan destinasyonlar yerine daha yerel işletmeleri, faaliyetlerde daha çok doğayı tercih etmesiyle elbette karavancılık Alternatif turizme daha fazla yakınlık göstermektedir.

Ancak, İnsani açıdan ele alındığında Karavancı çoğunlukla iğnesine ipliğine kadar kendi düzenini yanında taşır. Yani yanında kurulu bir ev düzeni taşıyan kişidir karavancı…

Karavancının gezileri ve karavancılık macerası aylar sürebileceği gibi konaklama işletmelerinden yararlanmayı gerektirmeyebilmektedir.

Bu bağlamda düşünüldüğünde insan açısından Karavancılık bir turizm faaliyeti değil bir yaşam tarzı ve şeklidir. Ayrıca kampçılık ve karavancılık bir anlayıştır. Alternatif turizm denen her şeyin toplamından daha geniş ve derin bir kültüre dayanmaktadır.

Ben bir karavancı olarak yaşamımın sadece Alternatif turizm türü olarak değerlendirilmesini yeterli bulmuyorum. Bu yazıyı da işte bu fikri açıklamak için kaleme aldım.

Sizler de katıldığınız söyleşi ve verdiğiniz röportajlarda karavancılıktan bir Alternatif turizm türü değil bir yaşam tarzı ve felsefesi olarak bahsederseniz kendimiz hakkında insanlara daha doğru bilgiler vermiş oluruz sanıyorum.

Yıllarca süren bir hayal… İsteklerle mevcut imkanların bitmek bilmez kavgasını nasıl dindirebiliriz?

36 yaşındayım. 20’li yaşlarımdan beri kamp yaptım. Belki onsan da öncesindendir karavanlara vurgunluğum.

İlk önce kendi karavanımı yaptım. Adı Çelebi idi. Onunla da çok kamplara katıldım. Sonrasında şimdiki karavanım Piri’yi aldım. İlk sezonunda Bursa-İzmir (Kuzey Ege) hattında ve Kapadokya’da karavanımı kullandım.

Sonra Karavanımla bir de Bartın’a gittim. Mümkün olduğunca karavanımı dört mevsim kullanmaya çalışıyorum.

Benim karavan dünyasıyla ilgili öğrendiğim Bu dünyada hiçbir şeyin ve özellikle de ihtiyaçların, arzulananların hiç bitmediği gerçeğidir.

O yüzden karavancılığı hayallerden kurtarıp biran önce somutlaştırmak gerekir. Çünkü lüksün ve arzulananların sonu yoktur.

İşte ben de bu şekilde geziyorum. Pek çok sefer acaba Motokaravana geçsem mi? Nasıl geçsem gibi sorulara düşüyorum ama her seferinde var olan imkanımla devam ediyorum böyle.

Aslında hayat ta böyle isteklerle mevcut olanlar arasında bir denge kurabilme meselesi. Ben bu dengeyi kurabilmişim ki senelerdir geziyorum.

Eğer karavan almaya niyetlenen birisiyseniz ve her seferinde çeldirici düşüncelere maruz kalıp vazgeçiyorsanız bunu lütfen artık ertelemeyin. Ertelemenin sonu yok.

Karavancılık çok zevkli ama bu işte hemen bir şeylerden hevesinizi alıp karavanda şu da olsa bu da olsaya geliyorsunuz yine… Bence buna karşı önlem düşünmeli. Yoksa hayatınız pahalı şeyler için bedel ödemekle tükenir geçer… Zamanı boşa akıtmamak lazım, kaynaklar ise her zamanki gibi sınırlı.

 

Bir Cumartesi… Özgür karavancının kapı önünde kahve keyfi…

Bir cumartesi günü. Karavanımla bu haftasonu da bir yere gitmedim. Amacım sınırlı olan kaynaklarımı biriktirip daha uzun gezilerde daha rahat olmak. Malesef en önemli giderimiz yakıt ve yakıt ülkemizde çok pahalı. İster istemez kış gezintilerinden biraz fedakarlık ediyoruz.

Aslında bu fedakarlığı ederken de kapının önünde duran karavanımızda kahve içerek biraz olsun yüreğimizin yangınını söndürmeye çalışıyoruz. Çünkü konu karavan olunca gönül her daim gitmek ister. Nereye olursa.. Uzaklara daha uzaklara…

Bence karavancılık hayatında en önemli değer özgürlük. Ama malesef tam zamanlı özgürlerden değiliz. Bizim çalışıp para kazanmamız gerekiyor. Bu nedenle her daim istediğimiz uzaklara tekerlek çeviremiyoruz bazen planlar yapıp hayalleri erteliyoruz ki tatil olduğumuz günlerde daha özgür gezelim.

Bir de bireyin özgürlüğünü iğdiş etmeye çalışan gruplar var. Malesef bazı insanlar yanında insan değil koyun arıyorlar. Onların dediği yere gideceksin veya gitmeyeceksin. Onların politikası (Varsa) buna göre hareket edeceksin. Sanki senin aklın ve kişiliğin yok. Ben gelemiyorum böyle sıkıntıya. Hemen ben özgürüm diye bayrağımı çekiveriyorum. Bunun sonucu ise yalnızlık… Ama olsun ben böyle iyiyim…

Türkiye Kamp ve Karavan Derneği’ne üye oldum. Üye olurken bunun gereğini yüreğimde hissederek yüreğimle oldum. Bundan sonra yalnız gezilerimde aynı zamanda derneğimi de temsil ediyorum. Bu hoşuma gidiyor. Yine de yalnız ve özgür bir karavancıyım ben…

Herkese bir sonbahar akşamından selamlar. Hayat Özgür Karavancılara güzel…

Gezmek yürek ister… Karavanla olursa hele bir de Türkiye’de iki kere yürek ister…

Profesör Orhan Kural der ki: ”Gezmek yürek ister, fedakarlık ister! Gezgin barışçıdır, doğayı sever, insanı sever, yaratıcıdır, biraz yalnızdır, biraz tutkulu ve biraz da çılgındır. Bir gezide her şey çok güzel, saat gibi düzenli olursa, gezi sonrası anıları da o denli sönük olur. Neyi hatırlayacak, neyi anlatacaksınız ki? Onun için, gezgin biraz çılgın, biraz da maceraperest olmalıdır.”

Eğer gezgin sadece gezgin değil üstüne üstlük karavancıysa o zaman gezmek daha da fazla yürek ister, fedakarlık ister… Hele ki Türkiye’de…

voskaravan

Kamping bulamadığın, hizmet bulamadığın bu ülkede karavancı olmak gerçekten iki kat yürek ister.

Yolda her şey olabilir lastik patlar arıza olur. Sanayiye girersen karavan diye daha çok para alırlar. (Daha doğrusu soyarlar) Kamping bulamazsın. Bekar diye kampinge almazlar. Yolların durumu zaten belli. Kentlerde her yere park edilmiştir, dönemezsin. Yanlış bir yere girsen sıkışıp kalma riski vardır.

Rampalı yollarda arkandakiler sabırsızlaşır. Bir sürü taciz ederler. Yanlış sollama yaparlar. Bi de bunlarla uğraşırsın.

Bunlar malesef karavancının dertleri. Bunların arasında en önemlisi hizmet bulamamak, Atık suyunu boşaltamamak, elektrik bulamamak ve bir sürü başka sorun. Avrupa’daki gibi her kentte kamping yok ki… Olanların da çoğunluğunun standarttan hizmetten vs anladığı yok.

Yine de bütün bu sorunlara göğüs gerip bu işi sürdürmeye çalışan bir avuç insan var. Bizler, özellikle yurtiçi destinasyonları tercih eden karavancılar çok daha fazla fedakarlık yapıyoruz. (Cünkü yurdışında hizmet var, kamplar daha iyi ve yollar sorunsuz. Medeniyet var.) Ama yine de tüm bunlara rağmen bu hobiyi sürdürüyoruz ve sürdüreceğiz de.

Umarım hükümet karavancıları horgörmekten veya yoksaymaktan vazgeçer bir gün. Bizim için de yatırımlar yapılmasının önünü açar. Ülkemizin değişik köşelerinde yeşil yeşil kamplar kurulur gecekondular ve beton binalar yerine. umarım.