Motokaravan ayrımcılığı üzerine…

Merhaba arkadaşlar.

Bir kampçı olarak beni rahatsız eden bir şeyden bahsetmek istiyorum. Adlarını falanca Motokaravan grubu felan gibi kampçılık yapılan aracın orjinine yönelik bir ayrımcılık örneği ile seçmiş gruplar var.

Ben kendim bu işe çok küçük yaşlarımda Bursa’daki Hasanağa Gençlik Kampında devletin sunduğu olanaklarla başladım. Sonrasında ehliyetimi aldıktan sonra üniversite yıllarımda arkadaşlarımla otomobilim ve çadırımla ilk defa kamp yapmaya başladım. 2001 yılında. O tarihten itibaren her yıl mutlaka kampa gider ve kampımı yaparım.

Yıllarca bu işi sadece otomobilim ve çadırımla yaptıktan sonra ben de kendime bir çekme karavan yaparak nihayet 2010 yılında ilk karavanımı edindim. Bu karavanı gururla söylüyorum her şeyini kendim yaptığım Çelebi adında bir hayaldi. Yani dokuz yıl boyunca en az Otomobil ve Çadır kampçılığı yaptım. Sonraki yıllarda da yine canım istedikçe yaptım ve bugünlere kadar geldim.

Çevremdeki dostlarıma baktığımda onların da senelerce değişik araçlarla kampçılık yapmış deneyimli kampçılar olduklarını görüyorum.

Bu motokaravan ayrımcılığı noktasında eklemek istediğim başka bilgiler de var. Bunlardan en önemlisi ise istatistiki bilgisi elimizde olmamasına rağmen en çok kullanılan kamp aracının açık ara farkla otomobil olmasıdır. Pekçok insan kampçılığa otomobil ile başlar ve geliştirir. Diğer bir nokta ise evet bizim çadırla kamp yıllarımız geride kaldı ama her zaman hala kenarda köşede bir çadırımız vardır. Bu açıdan ben MOTOKARAVAN diye bir sınıflandırma yapılmasını çok yanlış bir tavır olarak görüyorum.

Birçok insan ancak senelerce çalışıp uğraşıp yine bir motokaravan edinemez veya çok zor edinir. Şartlar böyleyken kampçılar arasında neden böyle bir ayrımcılığa gidilmektedir?

Ye Kürküm Ye düzeni doğru bir düzen değildir. Ve her zaman için bir kampçı çadırcılık yapacağı yeni deneyimler de yaşayabilir.

Çekme karavanlar da sonuçta kamp yerlerinde kamp yapmak için özelleşmiş araçlardır. Ve karavanın aslı da aslında bir çekme karavandır. Motokaravanlar tamamen sonradan yapılmış bir buluştur arkadaşlar.

Motokaravancılar diye gurup kurulup hem Çekme Karavancıları hem de Çadır Kampçılarını ayırmak, Onları ötekileştirmek son derece anlamsız bir tutumdur.

İnsanlar bu tutumu yapabilir ve ben yaptım oldu diyebilirler ancak deneyimli kampçılar olarak motokaravanımız olsa da, olmasa da bizim teveccühümüz yıllarca kampçılık yapmış ve İNSAN AYIRMAYAN insanların olduğu Türkiye Kamp ve Karavan Derneği veya Yine UKKF’ye bağlı Ankara Kamp ve Karavan Derneği gibi dernekler olacaktır.

Kahramankazan’a az kaldı…

Tatile bir haftalık bir süre kaldı. Şimdi yıl sonu iş ve işlemleri var arkasından da güzel bir yaz tatili. Ben sadece kendi ihtiyacımı gidermeye dönük kampçılık yapıyorum. Sabit kampım beni fazlasıyla mutlu eder. Uzun yıllar kampçılık yaptım ve bunu gezerek de yaptım zamanında. Ama artık sabit bir kampta olmayı tercih ediyorum. Bunun başta ekonomik olmak üzere sosyal faydası da çok insana. Uzun yıllar kampçılık yaptıysanız sabit kampçılığı de tercih edebilirsiniz. Belki de etmezsiniz. Siz gezmeyi çok seviyor olabilirsiniz. Benim için gezmek o kadar da önemli değil. Ama kamp yerindeki huzurum. Kitaplarımla mutlu mesud yaşayabilmem benim için önemlidir. Herkese uygun seçenekler vardır. Ama ekonomi de çok önemlidir. Kamp yerleri ile sürekli anlaşmalar yaparsanız maliyetleriniz, Özellikle de kamp ücretleriniz epiy düşüyor. Gezmediğiniz için yakıt da harcamıyorsunuz fazla… Sürekli kampçılık gözden kaçırılmaması gereken bir seçenektir bu işte… Bana göre öyledir.

Yeni bir yaza başlarken…

Merhaba arkiler,

Bu hafta evimi temizleteceğim bu nedenle evdeyim. Bol bol kitap okudum kahve içip dizi ve çizgi dizi izledim.

Ben kamp ve karavancılığı artık sadece kendi zevkim ve ihtiyacım doğrultusunda yapıyorum. Sadece istediğim kitaplarımı keyifle okuyabileceğim güvenli, temiz, bakımlı bir kamp köşesi. Böyle bir yere de çok şükür sahibim. Karavanım benim ilgime muhtaç. Çok yakında ilgimi göstereceğim. Karavanımı, karavanımda kalıp onda yeni kitaplar okumayı pek severim. Maddi durumum ve sağlık durumum yüzünden fazla gezemiyorum ama bu benim zaten amacım değil. Güzel bir kamp yaşamı beni mutlu etmeye yeter…

Hayatta üzülmemek için ”Ayağını Yorganına göre Uzat”

Arkadaşlar. Belki de her sene yaz tatilimi yabancı ülkelerde geçirmeyi ben de isterdim ama bu benim gerçeğim olan bir durum değil. Ben ayağımı yorganıma göre uzatmayı ve kendime yakın yerlerde kampçılık yapıp mutlu olmayı seçiyorum.

Kampçılık büyük ölçüde bir tatil aktivitesidir ve bu benim için de böyle. Ama benim kampçılığımda Deniz Kum Güneş turizmi olması bir şart değil. Bana uygun olanakları olan. Gölgeli ve güzel kamp alanlarında kitaplarım, Müziğim ve beni mutlu eden diğer her şeyimle birlikte mutlu mesud yaşayabilirim.

Başkalarının planları ve hevesleri beni çok da fazla ilgilendirmiyor. İsteyen istediği yerlere gitsin dursun. Ben kendi olduğum ve durduğum yerlerde zaten mutluyum.

İnsanın bazen de kendi durumuna göre bir zevk belirlemesi ve zevkini kendi durumuna göre şekillendirmesi gerekir. Ben basitçe bunu yapıyorum. Hep aynı yerde durup duruyor olmak benim için bir problem değil. Benim gerçeğim bunu gerektiriyorsa ben de böyle yaşayıp varolacağım.

Çökme Karavanlar…

Arkadaşlar,

Karavancılık bir gönül işidir. Bir karavan alıp hasbelkader denetimin az olduğu bir yere koyup bırakacaksnız bu bir karavancılık değildir. Son zamanlarda bu eyleme ÇÖKMEK deniliyor. Ve ÇÖKME KARAVANCILARI içimizde hiçkimse sevmiyor haberiniz olsun.

Ayrıca kamuya ait bir yere bedelsiz çökmek çok çirkin bir davranış bence…

Çökmekaravanlar çevrede göz zevkini bozuyor. Herkesin hakkı olan yerleri böyle işgal eden kişiler yüzünden bütün çekme karavanlar zan altında kalıyor hatta yasaklanıyorlar. Hatta bu yasaklardan Motokaravanlar bile nasibini alıyor.

Çökme karavancılık kafası böyle devam ederse daha genel yasaklar ve şartlar da getirilmesini bekliyoruz.

Camper Trailer kullanırken mutlu olmak için birkaç önemli öneri…

Ben bir Camper Trailer’ciyim… En başından beri genel manada çekme karavanı gezilerimde tercih ettim. Çekme karavanla kendine özgü geziler yaparsanız hiç yorulmaz ve çok da huzurlu kamplar yaparsınız…

Öncelikle şu gezme olayının ille oradan oraya haldur huldur gezmek olmadığını bir anlamalısınız… Bir yılda sadece bir kampa gidip o kampta 20 gün kalsanız dahi bu edim sizi başarılı ve mutlu bir CT’ci yapar. (Camper Trailer) bundan sonra yazılarımda CT olarak kısaltacağım. Bir CT kendine göre sürüş dinamikleri olan ve aracınızı başka bir araç haline dönüştüren bir eklentidir. Aracınızın yakıtı bile değişir. Aracınızla yaptığınız pekçok şeyi bu yeni araçla yapamazsınız. Bu sürüşte gideceğiniz yolları iyi çalışmış olmanızı gerektirebilir. Sürprizler sıkıntı yaratabilir. Normalde kalkış yapabildiğiniz bir yerde zemin ıslakken kalkış yapamayabilirsiniz mesela. Birçok temel sorun var. Ama CT’ler genel manada düşünürsek kamp araçlarının kamp esnasında en kullanıcı dostu çözümleri içeren, en geniş ve ferah olan seçeneklerdir. Bunlarla ayağı yanık it gibi oradan oraya gezmeye kalkarsanız zaten mutsuz olursunuz. Bir yer belirleyin ve belirlediğiniz profesyonel kampingde 20 gün kalıp evinize dönün. Aaa aslında çekme karavan ne kadar güzelmiş deyin. Seneye de yazınızı bir başka bölgede veya şehirde değerlendirin. Çekme karavan kullanacaksanız mutlaka gezilerinizi böyle planlayın.

Bedava kampçılık hayali için çekme karavan almak isteyenler! Lütfen benden uzak olunuz! Böyle bir Dünya yok! Hiçbir kimse sizi ücretini ödemediğiniz bir yerde barındırmak istemez ve kimsenin de böyle bir mecburiyeti yok.

İkinci bir değinmek istediğim konu CT’yi saklama konusu. Belediyeler sokaktaki CT’leri kaldırabilirler veya sahiplerine ceza yazabilirler. CT kullanacaksanız mutlaka bir otoparka veya karavanınızın sürekli duracağı bir ANAKAMPa ihtiyacınız olacak. Ben kendime makul bir mesafede bir ANAKAMPI tercih ediyorum. Hatta yaz tatillerimi de bu ANAKAMP’ta geçiriyorum bazen…

Buz kutusu olarak eski dondurma kaplarıma su doldurup kullanıyorum…

Bu kutulardan buzla doldurulmuş iki tanesi buzlukta kullanılırsa hafta sonunu çıkarabilir kanımca…

Bu iyi haber çünkü ben biramı soğuk severim. Mavi buzluk bu ihtiyacımı senelerdir görüyor.

Mutluluğun ölçüsü olur mu?

Arkadaşlar,

Arkadaşlar Karavan başlı başına bir mutluluk aracıdır ve mutluluğun bir ölçüsünü çıkarmak pek zor…

Birisine göre mutluluğun ölçüsü mutlaka Venedik şehrini görmektir ama bir diğeri bir kenarda duran karavanında zaten mutludur.

Bence mutluluğun bir ölçüsü, Bir mutlaka yapılması gerekeni yok…

Mutluluk özgür ve rahat zaten kendince…

Koşulları koyan yine insanlar…

Ahh bu insanlar!…

Merhaba dostlar, Gelecekte nasıl davranacağıma yönelik bir fikir paylaşımı…

Genel kampçılık maceralarım düşünüldüğünde gezilerimin çok küçük bir kısmını ancak karavanla gerçekleştirebildiğim görülecektir. En çok ve en etkili gezilerimi şimdiye kadar en hafif olduğum modumla, Motosikletle yaptım. Ama çok tehlikeli olduğu için artık motosiklet kullanmak istemiyorum ve biraz da gittiğim yerde yerleşik kalabilmek açısından araçla kampçılık deneyimlediğim motosikletle kampçılığa göre daha olumlu imkanlar sunuyor.

Gezilerde her şey maddiata bakıyor. Eğer uzun süre konaklarsam konaklama maliyetim artar, Çok gezersem yakıt maliyetim artar. Ve evet malesef hayatta her şey için makul bir bedel olarak PARA gerekir.

Pahalı bir karavana sahip olmaya çalışmanın getirdiği güçlükse olayın başka bir boyutu. Emeklilik dönemine kadar motokaravan düşünmüyorum. Hayal karavanım olacak Letafet’i emekli olurken yaptıracağım. Bu karavanla tam bağımsız yaşamayı düşünüyorum. Yine bir evim olacaktır ama hayatımın büyük bölümünü karavanda geçirecek şekilde planlamamı yaptım.

Letafet’ime kavuşacağım 2037 yılına kadar önümde yeterli bir zaman var. Eğer kanaatkar davranırsam istediklerimi elde eder. Karavanda tam zamanlı yaşamanın yanısıra istediğim gezileri de yapabilirim.

Benim için ekonomi modeli o kadar zor değil. Gelecek için kenara bir şeyler ayırılmalı her bir lokmada. Bundan sonra ben de bunu yapacağım.

Karavanım PİRİKAMP durduğu yerde karavancılık ihtiyacımı gidermemi sağlayacaktır. Bunun dışında gezilerime araçla ve çadır kampı yaparak devam etmeyi planladım. Bana göre bu en optimal ekonomik olan seçenek. Bunu ben böyle düşünüyorum. Yazları çadır kampı pek de güzel olur.

Şimdilik pahalı rotalara gitmeyi, Yurt dışına çıkmayı pek düşünmüyorum. Şizofren hastasıyım ve atak geçirirsem hem ben hem de yakınlarım bu işi toparlamak için çok üzülürüz. Yurtdışı kampçılığı evet güzel, ama benim gerçeğime uymuyor. Ben hem çok dikkatli hem de ekonomik davranması gereken birisiyim.

İşte gelecekte kampçılığımı böyle özgürce sürdürmeye devam etmek istiyorum. Ben sadece bir karavancı değil gerektiğinde tüm enstrimanları kullanabilen uluslararası kampçılık da yapabilecek birisiyim. Ben bir kampçı gezginim. Bu her zaman için de böyle oldu.