Bir çiçeğin günlüğünden…
Bugün sabahın ilk ışıkları üzerime vurduğunda içimi bir coşku kapladı. İşte yeni bir gün doğuyordu. Sonra yapraklarımın üzerine hafif hafif damlalar düştü gökkubbeden. Bulutlar bana sularını akıttı doyasıya. Toprağım ıslandı ben de istediğim besinleri emdim topraktan. Sonra bir arı geldi çiçeğimin etrafında vızırdadı. En güzel yüzümü gösterdim ona. Beni döllesin diye. Bacaklarındaki çiçek tozlarını döktü üzerime. Onun sayesinde seneye tohumumu geliştirebileceğim. Belki yeni bir toprakta yeni bir çiçek olacağım. Sonra o geldi yanıma bana güzel bir şarkı söyledi, Ninni gibiydi. Buğulu sesiyle. Onu çok sevdim, Onu hep sevdim. En güzel yüzümü gösterdim ona. O da beni seviyor biliyorum. Hep bakıyor bana bazen de mis kokumu içine çekiyor. Kokluyor beni. Doyasıya.
Sonra bir rüzgar çıktı, yapraklarım saplarından kopacak beni terk edecekler sandım ama gelip geçiciymiş bu rüzgar. Esti geçti öylesine… Bir karınca dadandı yaprağıma. Ne istiyor benden? Gezdi gezdi gitti usulca. Derken akşam oldu. Yine o geldi beni suladı. Çok mutlu oldum. Mutluluktan uçabilirdim. Ama nasıl uçayım altı üstü bir çiçeğim ben…
İşte bir günümü böyle anlatıyorum sana. Her günüm birbirine benziyor aslında. Yine de yaşamayı ve pembe pembe süzülmeyi seviyorum.