Kimse gibi değilim…

Ben benim kimse gibi düşünmek, olmak veya yaşamak zorunda değilim. Canım bunu yapmak istemiyorken zorla bir yerlere gitmeye kendimi zorlamıyorum. İçimden ne gelirse onu yaparak yaşıyorum. Bana her gün 15-20dk dışarda yürümek yetiyor gezinti olarak. Uzaklara olan özlemimi internetten yararlanarak gideriyorum. Böylesi çok daha ucuz ve kolay.

Kendime yakın yerlere gezebilmek için bir ESCOOTER aldım. Bundan sonra karavancı da değil escooterci olabilirim. Karavanlara ve karavancılığığa olan ilgim ve sevgim yine de devam ediyor. Ama bu işi yaşadığım yer yakınlarında yapıp mutlu olacağım modeller beni daha çok mutlu edecek. Uzaklar benim hedefim değil. Zaten sağlığım da uzaklara sürmeye elvermiyor.

Gençliğimde ben de özellikle de motosikletimle Moto-Solo çok gezdim. Türkiye’deki kampların çoğunda bulundum. Yaşanmışlıklarım bana yetti. Bir daha ancak canım ne zaman isterse gider yine görürüm. Şu anda bir yerlere gidesim yok.

İnsan için her şey ekonomi ile alakalı biraz da. Çok zengin bir tip karavancı değilim. Halk tipi bir insan nasıl mutlu olabilirse en ekonomik şekilde yaşamaya çalışıyorum. Bana yakın yerlerde mutlu olabilmek benim için önemli bir erdem.

Yine de gezebilen dostlarımın paylaşımlarını okumak ve fotoğraflarını görmek beni neredeyse kendim gezmiş gibi mutlu eder. Bu yönden şanslıyım. Elimde geniş bant internet ve YOUTUBE gibi paylaşımın çok olduğu siteler var.

Gençliğimde dostlarımla da kamp yaptım ve güzel anılarım var fakat artık sadece çok yakın bazı dostlarımla kamp yapıyorum. Kamp yapan insanları biraraya getirmek gibi heveslerimi anlamsız saldırılar yapan insanlar çok kırdılar. Ve bunlar yüzünden ziyadesiyle üzüldüm özel hayatımda. Oysa herkesin dost olabileceğinden başka bir görüşüm olduğu da yok.

Sonuç olarak ben kimse gibi değilim, kimse gibi olmak zorunda da değilim. Ben kendi kulvarımda ve yolumda giden özgür bir insanım.

İşte yeni hobim: Artık Escooterciyim…

Uzun zamandır kendime yeni bir oyuncak arıyordum sanırım sonunda uygun bir oyuncakta karar kıldım ve kendime bir Escooter aldım. Bununla yakındaki bazı yerlerde gezerek günlerimi değerlendirmeyi planlıyorum.

Biliyorsunuz karavancılık can sıkıcı yasaklar nedeniyle iyice içinden çıkılmaz hale geldi zaten. Kamp yerine gitmek te zor ve içimde buna hiç istek kalmadı.

Ben de artık Bisikletçilik, Doğa yürüyüşü Escootercilik gibi basit ve kolay, görece ucuz zevklere yönelmeye karar verdim.

Escooterim Hayırlı Uğurlu Olsun Haneme…

Camper Trailer kullanırken mutlu olmak için birkaç önemli öneri…

Ben bir Camper Trailer’ciyim… En başından beri genel manada çekme karavanı gezilerimde tercih ettim. Çekme karavanla kendine özgü geziler yaparsanız hiç yorulmaz ve çok da huzurlu kamplar yaparsınız…

Öncelikle şu gezme olayının ille oradan oraya haldur huldur gezmek olmadığını bir anlamalısınız… Bir yılda sadece bir kampa gidip o kampta 20 gün kalsanız dahi bu edim sizi başarılı ve mutlu bir CT’ci yapar. (Camper Trailer) bundan sonra yazılarımda CT olarak kısaltacağım. Bir CT kendine göre sürüş dinamikleri olan ve aracınızı başka bir araç haline dönüştüren bir eklentidir. Aracınızın yakıtı bile değişir. Aracınızla yaptığınız pekçok şeyi bu yeni araçla yapamazsınız. Bu sürüşte gideceğiniz yolları iyi çalışmış olmanızı gerektirebilir. Sürprizler sıkıntı yaratabilir. Normalde kalkış yapabildiğiniz bir yerde zemin ıslakken kalkış yapamayabilirsiniz mesela. Birçok temel sorun var. Ama CT’ler genel manada düşünürsek kamp araçlarının kamp esnasında en kullanıcı dostu çözümleri içeren, en geniş ve ferah olan seçeneklerdir. Bunlarla ayağı yanık it gibi oradan oraya gezmeye kalkarsanız zaten mutsuz olursunuz. Bir yer belirleyin ve belirlediğiniz profesyonel kampingde 20 gün kalıp evinize dönün. Aaa aslında çekme karavan ne kadar güzelmiş deyin. Seneye de yazınızı bir başka bölgede veya şehirde değerlendirin. Çekme karavan kullanacaksanız mutlaka gezilerinizi böyle planlayın.

Bedava kampçılık hayali için çekme karavan almak isteyenler! Lütfen benden uzak olunuz! Böyle bir Dünya yok! Hiçbir kimse sizi ücretini ödemediğiniz bir yerde barındırmak istemez ve kimsenin de böyle bir mecburiyeti yok.

İkinci bir değinmek istediğim konu CT’yi saklama konusu. Belediyeler sokaktaki CT’leri kaldırabilirler veya sahiplerine ceza yazabilirler. CT kullanacaksanız mutlaka bir otoparka veya karavanınızın sürekli duracağı bir ANAKAMPa ihtiyacınız olacak. Ben kendime makul bir mesafede bir ANAKAMPI tercih ediyorum. Hatta yaz tatillerimi de bu ANAKAMP’ta geçiriyorum bazen…

Pirikamp sizlerle…

Arkadaşlar hayatta özgür düşünmek ve yaşamak birinci amacım oldu. Karavanımla mutlu ve güzel bir hayat yaşıyorum ve yanımda sımsıcacık güzel dostlarım var.

Ben bu hayatı güzel düşünüp güzel yaşamayı seçiyorum… Elimden gelenleri zaten yapıyorum.

Bu sayfadan sizlerle paylaşımlarım sürecek… Beni takip edin sevgili kampçı dostlarım…

Merhaba dostlar, Gelecekte nasıl davranacağıma yönelik bir fikir paylaşımı…

Genel kampçılık maceralarım düşünüldüğünde gezilerimin çok küçük bir kısmını ancak karavanla gerçekleştirebildiğim görülecektir. En çok ve en etkili gezilerimi şimdiye kadar en hafif olduğum modumla, Motosikletle yaptım. Ama çok tehlikeli olduğu için artık motosiklet kullanmak istemiyorum ve biraz da gittiğim yerde yerleşik kalabilmek açısından araçla kampçılık deneyimlediğim motosikletle kampçılığa göre daha olumlu imkanlar sunuyor.

Gezilerde her şey maddiata bakıyor. Eğer uzun süre konaklarsam konaklama maliyetim artar, Çok gezersem yakıt maliyetim artar. Ve evet malesef hayatta her şey için makul bir bedel olarak PARA gerekir.

Pahalı bir karavana sahip olmaya çalışmanın getirdiği güçlükse olayın başka bir boyutu. Emeklilik dönemine kadar motokaravan düşünmüyorum. Hayal karavanım olacak Letafet’i emekli olurken yaptıracağım. Bu karavanla tam bağımsız yaşamayı düşünüyorum. Yine bir evim olacaktır ama hayatımın büyük bölümünü karavanda geçirecek şekilde planlamamı yaptım.

Letafet’ime kavuşacağım 2037 yılına kadar önümde yeterli bir zaman var. Eğer kanaatkar davranırsam istediklerimi elde eder. Karavanda tam zamanlı yaşamanın yanısıra istediğim gezileri de yapabilirim.

Benim için ekonomi modeli o kadar zor değil. Gelecek için kenara bir şeyler ayırılmalı her bir lokmada. Bundan sonra ben de bunu yapacağım.

Karavanım PİRİKAMP durduğu yerde karavancılık ihtiyacımı gidermemi sağlayacaktır. Bunun dışında gezilerime araçla ve çadır kampı yaparak devam etmeyi planladım. Bana göre bu en optimal ekonomik olan seçenek. Bunu ben böyle düşünüyorum. Yazları çadır kampı pek de güzel olur.

Şimdilik pahalı rotalara gitmeyi, Yurt dışına çıkmayı pek düşünmüyorum. Şizofren hastasıyım ve atak geçirirsem hem ben hem de yakınlarım bu işi toparlamak için çok üzülürüz. Yurtdışı kampçılığı evet güzel, ama benim gerçeğime uymuyor. Ben hem çok dikkatli hem de ekonomik davranması gereken birisiyim.

İşte gelecekte kampçılığımı böyle özgürce sürdürmeye devam etmek istiyorum. Ben sadece bir karavancı değil gerektiğinde tüm enstrimanları kullanabilen uluslararası kampçılık da yapabilecek birisiyim. Ben bir kampçı gezginim. Bu her zaman için de böyle oldu.

Ayaş’a Taşındım…

Evim de geldi. Eşyalarım hepsi geldi. Eve girdi. Yavaş yavaş yerleşecek inşallah…

Arıcıoğlu’na,

Ayrıca evi yerleştiren Arzu Hanım’a teşekkürler…

Bugün evin yerleşmesi bitti. Yardımcım Arzu’nun iki günlük çalışmasıyla.

Haftaya da gelip temizliğini yapacak. Her şey öyle bir anda olmuyor. Olsun. Onu da haftaya gelir yapar artık.

Ben artık evimde rahatım. Doğalgaz açılırsa yarın her şey çok güzel oldu inşallah.

Merhaba Ayaş, Merhaba…

İnsana dair hiçbir şey benim yabancım değildir.

Homo sum; humani nihil a me alienum puto!

“İnsanım, insanca olan hiçbir şey bana yabancı değildir!”

Eskilerde yaşamış ünlü bir şaire aitmiş bu söz. Bana ne kadar da uygun geliyor. Ne kadar da beni anlatıyor. İnsana dair hiçbir duruma yabancı değilim. Vayy be…

Karavancılık da insana dair bir uğraş ve insanın her türlü hali var. Hani derler ya, insanlık hali diye bir şey var.

Bu sözü Marx’ın da çok sevdiği söyleniyor. Ben de sevdim Marksist mi olacam nedir?

Ama ben yeterince insanım. Herkes için elimden geleni yaptım. Ben benim kendimi değiştiremiyorum. Bana ait olan bana aittir zaten.

Neyse herkese insanca yaşayacağı mutlu günler dilerim…

Sevgiyle kalın…

Benim Hayali Motokaravanım (Letafet)

Hayallerimde bir motokaravan var dostlar. Benim de gönlümde yatan aslan bu. Ama bunun daha emekliliğe kadar süresi var. Bu arada finansal altyapısını hazırlayacağız bu karavanın.

Bu karavanı çeşitli üreticilere yaptırabilirim ama benim şu an gönlümde olan firma SALY firması. Onun yaptıklarını çok beğeniyorum.

Karavanımı allah kısmet ederse güzel bir bütçe ile karşılamak istiyorum. Bunun için 2037 Yılı Ekim’ine kadar vaktim var. Yani daha uzun yıllar Letafet için para biriktireceğim. Letafette bütün aksesuarların ithal karavan için üretilmiş aksesuarlar olması beni ayrıca mutlu edecek.

Dostlar istersem karavan yapacak hem bilgim hem becerim hem de makine parkım da kısmen de olsa var. Ancak benim istediğim bu değil. Bu karavan benim hayallerimin karavanı başka bir deyişle benim büyük idealim olacak. Bu karavanı işinde uzman üstadlara yaptırmak ve ben keyfini sadece gezerken ve kamp yaparken sürmek istiyorum.

Letafet tam boy bir alkovenli olacak ve yurtiçinde hem kampdışı hem de kamp alanlarında konaklama için yapılandırılmış olacak. Ağırlığı büyük ihtimal 3500KG’ı geçecek ama olsun napalım bize rahat bir yaşam alanı sunması, Yeterince giysi dolabı saklama dolapları içermesi ve içinin de geniş ve ferah olmasını arzu ediyorum. Bu nedenle 3500 sınırını aşmak durumunda olacağız.

Ayrıca ben midibüs tarzı araçlardan yapılan karavanları da pek beğeniyorum. Letafet’e sıra gelene kadar başka araçlar da edinebilirim. Ama Letafet benim bu hobideki son noktam ve kapanışım olacak inşallah!

Yıllar önce Çelebim’le yaptığım açılışı yıllar sonra Letafet’le kapatıcam ve mutlu bir dede olarak hayatımı sonlandırmak istiyorum. Tabii bütün bunlar sağlık, para, imkan ve zaman meselesi.

Ben bugün sizinle büyük hayalimi paylaşmak istedim yalnızca…

Yeni bir eğitim sezonuna doğru…

Arkadaşlar,
Bizde hayaller Miami gerçekler Küçük sanayii…
(Bi karavancı arkadaştan alıntı)

Gez gez nereye kadar biraz da duralım da para kazanalım değil mi? Okullar açılsın bu büyük özlem de dinsin artık. (Tabii ki önce öğrencilerimizin ve ailelerinin sağlığı diyoruz) lakin bu hasret uzadı.

Pirikamp durduğu yerde hazır efendim. Bugün gittim oteli teftiş ettim bütün çalışanlar parıldıyorlar (Bana gülümsüyorlar) Her şey yerli yerinde okulun açılması için gün sayıyoruz. Haftaya Pazartesi (Öğretmenler için) açılıyor efendim.
Bu sezonda da kararıma göre Pirikamp Ulaşan’da durmaya devam edecek efendim. Ben de okul için orada kalacağım. Yani zamanımın büyük bölümü karavanımda yaşayacağım. (Ohh ne güzel) Benim istediğim de zaten buydu efendim.
Şimdilik böyle yarı zamanlı özgür bir karavancı olarak karavanımda olacağım. Belki önümüzdeki yıllarda daha büyük bir karavanla Homeless yaşamı da denerim. Şimdilik gö.üm yemiyor efendim.

Zaman içerisinde bu konuyu tartışacağım. Ama kolay değil benim gibi evinde yalnız bir odası hobi malzemesi ve kitap dolu bir insan için homeless yaşamı düşünmek. Ayrıca yıkanmak, temizlenmek, kıyafetleri yıkamak, ütülemek ancak evde güzel bir şekilde gerçekleşiyor. Otel ortamında bu etkinliklere alternetif çözüm geliştirilmesi lazım ee bu da zaman meselesi. Şimdilik homeless olmayacağız efendim.

Ama en azından arada bir evimizde olabileceğiz. İstersek sürekli de evde olabiliriz buna bir engel yok. Ben Dünya’ya yapmayı sevdiğim şeyler açısından bakmayı seven bir adamım ve yıllar beni karavancılıkta homeless yaşamı düşünmenin eşiğine kadar getirdi. Bakalım zaman içerisinde neler olacak?

24 Ağustos’ta biz başlıyoruz efendim.