Sevim Gündüz: Öykü ve Roman Yazma Sanatı

Bu kitap da bitti. Güzel açıklamalı, Örnekler vererek anlatıyor. Sıkıcı değil. Okuduğum diğer yazma sanatı kitaplarından daha iyi bence. Ama üzerinde fazla durmadığı konular da var. Bu kitaplar tekrar tekrar yararlanılması gereken ve içindeki alıştırmaların da yapılması gereken kitaplar. Bu yüzden okudum bitti kaldırdım diyemiyoruz. Yazma hevesinde oldukça yararlı olduğunu söyleyebilirim.

Stephen King-Çağrı…

Stephen King’in Çağrı kitabı yine heyecan dozu yüksek ve King’in yazarlığını konuşturduğu bir kitap.

Geçirdiği bir kaza sonucu beş yıl komada kalan john Smith komadan çıkar fakat gizemli birtakım güçler kazanır. Romanın devamını sizler okuyun yazarsak heyecanı kaçar sonra.

Bu kitap da karavanım Pirikamp’ta okunarak bitirilmiştir.

Karavanda keyifle okuduklarımdan birisi daha…

Kasım ayı yemekli toplantımız…

Türkiye Kamp Karavan Derneği mutad yemekli toplantısını Ulaşan Otel Caravanning Gölbaşı adresinde gerçekleştirdik.

Bu etkinliklerde hepsi kampçı olan dostlarla sohbet etme ve derneğimizin faaliyetlerinden haberdar olma şansı buluyoruz. Bir kampçı için Türkiye Kamp Karavan Derneği’ne üye olmak çok güzel bir şey. Derneğimi seviyorum.

Derneğimizin etkinliği olan olaylara katılmaya çalışıyorum.

Sait Faik Abasıyanık-Lüzumsuz Adam

Bir Ekim gününde Sait Faik Abasıyanık’ın Lüzumsuz Adam kitabı da bitti. Öykü ziyafeti için Sait Faik Abasıyanık okumak çok iyi fikir. Dili düzgün ve akıcı, anlaşılır ve arı. Hepsi çok güzel yazılmış hikayeler ve okurunu hiç sıkmıyor. Bence bu kitap çok güzeldi.

Kitabın bir kısmı karavanımda okunmuştur.

Akyurt gezisi ve Otonami…

Bugün Akyurt Otonami’yi gezdim. Çok güzel yapılmış. Binlerce otomobil var. Ama malesef 3-5 tane bile karavan yok. Bir tane J9 karavan baktım gitmeden aramıştım araç zaten minübüs geçiyormuş. Şöför mahalline baktım hakkaten ne kolay sığabileceğim ne de kullanabileceğim bir alet. Sonra birkaç transporter baktım. Ford’un yerinde 2006 model bi transit minibüs dikkatimi çekti. 27.000 tl idi. Biraz da transporterlara baktım. Sonra kendi forduma çeki demiri de taktırdığım ve fordum iyi olduğu için hiçbir araç almadan bu geziyi tamamladım.

Olmayan karavanparklarımız…

Karavanım var. Çekicim var. Çekicimin her türlü bakımı var. İyi kötü mazotu koyacak parayı ayarlıyacağım.
Yani her şey tamam.
Ama istediğim gibi gezemiyorum. Gittiğim yerler kıyılara kurulmuş yaz tatili amaçlı kampingler çoğunda standartlar da düşük, neyse ona da razıyız zaten.
Ama ben bir karavancı olarak örneğin Erzuruma gidip 5-6 gün Ağrı’ya gidip bir hafta kalmak istiyorum.
Bu şehirlerde rahat rahat gidip göğsümüzü gere gere insanca kalabileceğimiz karavanparklar malesef yok.
Oysa Türkiye’nin üçte biri İstanbul ve İstanbul’daki karavan sayısı günden güne artıyor.
Burstner’ler Adrialar her gün karavan filomuza katılıyor.
Hepimizin Anadolu’yu ve doğu illerini gezebilmemiz için insanca hizmet alacağımız karavanparklara ihtiyacımız var.
Özellikle de buna Kayseri, Malatya, Sivas gibi doğu illerinin kapısı niteliğindeki şehirlerde ihtiyaç duyuyoruz.
Ne dersiniz? Hepimiz vergi veriyoruz. Karavancılar olarak birazcık hizmet talep etmek bize çok mu yani?
Van’da karavanpark açılmasını yürekten alkışlıyorum. Ama yetmez, yetmiyor…