Sait Faik Abasıyanık-Lüzumsuz Adam

Bir Ekim gününde Sait Faik Abasıyanık’ın Lüzumsuz Adam kitabı da bitti. Öykü ziyafeti için Sait Faik Abasıyanık okumak çok iyi fikir. Dili düzgün ve akıcı, anlaşılır ve arı. Hepsi çok güzel yazılmış hikayeler ve okurunu hiç sıkmıyor. Bence bu kitap çok güzeldi.

Kitabın bir kısmı karavanımda okunmuştur.

Akyurt gezisi ve Otonami…

Bugün Akyurt Otonami’yi gezdim. Çok güzel yapılmış. Binlerce otomobil var. Ama malesef 3-5 tane bile karavan yok. Bir tane J9 karavan baktım gitmeden aramıştım araç zaten minübüs geçiyormuş. Şöför mahalline baktım hakkaten ne kolay sığabileceğim ne de kullanabileceğim bir alet. Sonra birkaç transporter baktım. Ford’un yerinde 2006 model bi transit minibüs dikkatimi çekti. 27.000 tl idi. Biraz da transporterlara baktım. Sonra kendi forduma çeki demiri de taktırdığım ve fordum iyi olduğu için hiçbir araç almadan bu geziyi tamamladım.

Olmayan karavanparklarımız…

Karavanım var. Çekicim var. Çekicimin her türlü bakımı var. İyi kötü mazotu koyacak parayı ayarlıyacağım.
Yani her şey tamam.
Ama istediğim gibi gezemiyorum. Gittiğim yerler kıyılara kurulmuş yaz tatili amaçlı kampingler çoğunda standartlar da düşük, neyse ona da razıyız zaten.
Ama ben bir karavancı olarak örneğin Erzuruma gidip 5-6 gün Ağrı’ya gidip bir hafta kalmak istiyorum.
Bu şehirlerde rahat rahat gidip göğsümüzü gere gere insanca kalabileceğimiz karavanparklar malesef yok.
Oysa Türkiye’nin üçte biri İstanbul ve İstanbul’daki karavan sayısı günden güne artıyor.
Burstner’ler Adrialar her gün karavan filomuza katılıyor.
Hepimizin Anadolu’yu ve doğu illerini gezebilmemiz için insanca hizmet alacağımız karavanparklara ihtiyacımız var.
Özellikle de buna Kayseri, Malatya, Sivas gibi doğu illerinin kapısı niteliğindeki şehirlerde ihtiyaç duyuyoruz.
Ne dersiniz? Hepimiz vergi veriyoruz. Karavancılar olarak birazcık hizmet talep etmek bize çok mu yani?
Van’da karavanpark açılmasını yürekten alkışlıyorum. Ama yetmez, yetmiyor…

Sabahattin Ali- Kuyucaklı Yusuf…

Sabahattin Ali’nin Kuyucaklı Yusuf’u da bitti. Bence kitap 100 temel eser arasındaki yerini kesinlikle hak ediyor. Bir yetimin hikayesi olması da dikkat çeken ayrı bir konu. Her hikayenin mutlu sonla bitmediği gibi bu kitap da mutlu bir sonla bitmiyor. Ancak yazar yine de hayatın devam edeceğini okura hissettiriyor.

Kuyucaklı Yusuf gibi romanlar yazılmışken okumak lazımdır.

Kitabın bazı bölümlerini karavanımda okudum.

Oruç Aruoba-Tümceler.

Yazarın daha çok gündelik şeyler, Mevsimler ve Boğazdaki vapurlar hakkında kurduğu tümcelerden yani cümlelerden oluşan bir kitap.

Benim tarzım olan bir kitap değilmiş. Zaten bilirsiniz daha çok öykü ve roman ağırlıklı okumalarımı sürdürmekteyim.

Kitabın bazı bölümleri karavanda okunmuştur. Kitap,Eylül 2018 olarak imzalanmıştır.