Bir Kitabın Günlüğünden…

Bir Kitabın Günlüğü

Tozlu bir kütüphane rafında duruyordum bu sabah. O beni çekti aldı. Sayfalarımı karıştırdı. Artık okunuyordum. Sayfalarımı birer birer birbiri ardına çeviriyordu. 13 Yaşında bir kız. Adı Ayşeymiş bana o söyledi. Başka şeyler de söyledi bana. En çok roman severmiş. Ona bilgilerimi büyük bir içtenlikle sundum. Sonra bir kenara koydu beni. Kendine kahve yaptı sonra okumaya, okumaya devam etti. Sayfalarımın arasına portakal renkli bir ayraç koydu. Bana değer verildiğini hissediyorum. Ben bir kitabım. İçimde serüvenler barındırıyorum. Beni okuyanları eğlendiriyorum. Hala buna devam ediyorum.

Bir Traktörün Günlüğünden

Bir Traktörün Günlüğünden…

Bugün erkenden marşıma basıldı. Grrr diye homurdandım yaşlı dizel motorumla. Büyük kırmızı bir traktörüm ben. Yaşlı çiftçi kullanır beni. İlk önce römorkumu taktılar tarlaya gidecektik. Tarım işçilerini götürdüm tarlaya sonra benim arkama su pompasını taktılar motorumla su bastım tarlalara. Sonra çiftçinin çocuğu kullandı beni. Onun ilk aracıyım belki de. İkindi vakti Güneş sarı sıcak ortalığı kavuruyor rüzgarda çalılar uçuşuyordu. Grrr diye çalışan güçlü dizel motorumla yaşlı çiftçiye güven veriyordum. Sonra yerime koydular beni. Dinleniyorum. İşte bir günüm böyle geçti.

Bir çiçeğin günlüğünden…

Bir çiçeğin günlüğünden…

Bugün sabahın ilk ışıkları üzerime vurduğunda içimi bir coşku kapladı. İşte yeni bir gün doğuyordu. Sonra yapraklarımın üzerine hafif hafif damlalar düştü gökkubbeden. Bulutlar bana sularını akıttı doyasıya. Toprağım ıslandı ben de istediğim besinleri emdim topraktan. Sonra bir arı geldi çiçeğimin etrafında vızırdadı. En güzel yüzümü gösterdim ona. Beni döllesin diye. Bacaklarındaki çiçek tozlarını döktü üzerime. Onun sayesinde seneye tohumumu geliştirebileceğim. Belki yeni bir toprakta yeni bir çiçek olacağım. Sonra o geldi yanıma bana güzel bir şarkı söyledi, Ninni gibiydi. Buğulu sesiyle. Onu çok sevdim, Onu hep sevdim. En güzel yüzümü gösterdim ona. O da beni seviyor biliyorum. Hep bakıyor bana bazen de mis kokumu içine çekiyor. Kokluyor beni. Doyasıya.

Sonra bir rüzgar çıktı, yapraklarım saplarından kopacak beni terk edecekler sandım ama gelip geçiciymiş bu rüzgar. Esti geçti öylesine… Bir karınca dadandı yaprağıma. Ne istiyor benden? Gezdi gezdi gitti usulca. Derken akşam oldu. Yine o geldi beni suladı. Çok mutlu oldum. Mutluluktan uçabilirdim. Ama nasıl uçayım altı üstü bir çiçeğim ben…

İşte bir günümü böyle anlatıyorum sana. Her günüm birbirine benziyor aslında. Yine de yaşamayı ve pembe pembe süzülmeyi seviyorum.

Kahramankazan’a az kaldı…

Tatile bir haftalık bir süre kaldı. Şimdi yıl sonu iş ve işlemleri var arkasından da güzel bir yaz tatili. Ben sadece kendi ihtiyacımı gidermeye dönük kampçılık yapıyorum. Sabit kampım beni fazlasıyla mutlu eder. Uzun yıllar kampçılık yaptım ve bunu gezerek de yaptım zamanında. Ama artık sabit bir kampta olmayı tercih ediyorum. Bunun başta ekonomik olmak üzere sosyal faydası da çok insana. Uzun yıllar kampçılık yaptıysanız sabit kampçılığı de tercih edebilirsiniz. Belki de etmezsiniz. Siz gezmeyi çok seviyor olabilirsiniz. Benim için gezmek o kadar da önemli değil. Ama kamp yerindeki huzurum. Kitaplarımla mutlu mesud yaşayabilmem benim için önemlidir. Herkese uygun seçenekler vardır. Ama ekonomi de çok önemlidir. Kamp yerleri ile sürekli anlaşmalar yaparsanız maliyetleriniz, Özellikle de kamp ücretleriniz epiy düşüyor. Gezmediğiniz için yakıt da harcamıyorsunuz fazla… Sürekli kampçılık gözden kaçırılmaması gereken bir seçenektir bu işte… Bana göre öyledir.

Yeni bir yaza başlarken…

Merhaba arkiler,

Bu hafta evimi temizleteceğim bu nedenle evdeyim. Bol bol kitap okudum kahve içip dizi ve çizgi dizi izledim.

Ben kamp ve karavancılığı artık sadece kendi zevkim ve ihtiyacım doğrultusunda yapıyorum. Sadece istediğim kitaplarımı keyifle okuyabileceğim güvenli, temiz, bakımlı bir kamp köşesi. Böyle bir yere de çok şükür sahibim. Karavanım benim ilgime muhtaç. Çok yakında ilgimi göstereceğim. Karavanımı, karavanımda kalıp onda yeni kitaplar okumayı pek severim. Maddi durumum ve sağlık durumum yüzünden fazla gezemiyorum ama bu benim zaten amacım değil. Güzel bir kamp yaşamı beni mutlu etmeye yeter…

Hayatta üzülmemek için ”Ayağını Yorganına göre Uzat”

Arkadaşlar. Belki de her sene yaz tatilimi yabancı ülkelerde geçirmeyi ben de isterdim ama bu benim gerçeğim olan bir durum değil. Ben ayağımı yorganıma göre uzatmayı ve kendime yakın yerlerde kampçılık yapıp mutlu olmayı seçiyorum.

Kampçılık büyük ölçüde bir tatil aktivitesidir ve bu benim için de böyle. Ama benim kampçılığımda Deniz Kum Güneş turizmi olması bir şart değil. Bana uygun olanakları olan. Gölgeli ve güzel kamp alanlarında kitaplarım, Müziğim ve beni mutlu eden diğer her şeyimle birlikte mutlu mesud yaşayabilirim.

Başkalarının planları ve hevesleri beni çok da fazla ilgilendirmiyor. İsteyen istediği yerlere gitsin dursun. Ben kendi olduğum ve durduğum yerlerde zaten mutluyum.

İnsanın bazen de kendi durumuna göre bir zevk belirlemesi ve zevkini kendi durumuna göre şekillendirmesi gerekir. Ben basitçe bunu yapıyorum. Hep aynı yerde durup duruyor olmak benim için bir problem değil. Benim gerçeğim bunu gerektiriyorsa ben de böyle yaşayıp varolacağım.