Erdek’te sevdiklerim arasında her sene sahildeki kitapçıya uğrayıp kitap karıştırmak vardır.

Erdek’teki bu kitapçıda çok güzel kitaplar bulabilirsiniz. Ben de girip şöyle bir kitap karıştırıyorum. Gerçekten çok zevkli.
Karavan ve okumak…
Erdek’te sevdiklerim arasında her sene sahildeki kitapçıya uğrayıp kitap karıştırmak vardır.

Erdek’teki bu kitapçıda çok güzel kitaplar bulabilirsiniz. Ben de girip şöyle bir kitap karıştırıyorum. Gerçekten çok zevkli.

Evet Orhan Pamuk’un Beyaz Kale romanı da bir temmuz gecesinde tamamı karavanda okunarak bitirildi. Cemal SÜREYYA’nın deyişiyle “Ne yazsa okunur” Yazarımız yine bizim için çok güzel sürprizler hazırlamış. Bu kitaptan gerçekten etkilendim. Ama öylesine kitaplar okuyorum ki hepsi etkileyici gerçekten Pamuk’un Beyaz Kale’si güzel bir kitap efendim. Okuyun.

Portobello Cadısı da bir temmuz gününde okundu ve bitti. Bence güzel romandı. Yazar karakterini değişik insanların ağzından güçlü bir şekilde anlatmış. Eğlenceli ve mistik yönleri olan bir kitap. Kitabı okurken hikayeye bağlanıyor ve gitgide sonunu daha çok merak ediyorsunuz. Portobello cadısı yazarının ünlü eseri Simyacı gibi güzel bir roman. Beni başka Paulo Coelho kitapları da okumaya sevketti. Portobello Cadısı kitabının tamamını karavanımda ve kamp şartlarında Erdek’te okudum.

Usta yazarın 1990 yılındaki köşe yazılarından oluşturduğu kitap. Yazıların çoğunluğu 90 yılıyla ilgili ve bugün de güncelliklerini malesef korumuyorlar. Çok sevdiğim bir yazar olduğu için okudum. 90 yılında geçen bazı kavramların hala sorunlarımız içersinde yer alması ise ilginç. Bazı konular pek değişmemiş. Zülfü Livaneli’nin yazarlığını seviyorum ancak daha çok romanlarda. Okunabilir bir kitap yazarın anlatımı insanı hiç sıkmıyor. Keyifli okumalar.

Kitap az cümle ile çok şeyler anlatan bir kitap. Bir ıssız adaya düşen çocukların burda idareten bir medeniyet kurmasını ama bunun da sonraları nasıl haksız bir iktidar mücadelesine, savaşa, vahşiliğe dönüştüğünü anlatıyor. Kitabın sonu da surpriz şekilde iyi sonlanmış. Kesinlikle okumaya değer bir kitap. Kitapta sonlara doğru heyecan yükselince gözleriniz satırlar üzerinde adeta uçmaya başlıyor. William Golding Sineklerin Tanrısı kesinlikle tavsiye edebileceğim bir kitap.

Orhan Pamuk’un Öteki Renkler kitabı yazarla yapılmış seçme söyleşilerin toplandığı bir kitap. Bir yazar ve adı Orhan Pamuk olan bir yazar nasıl yaşar ve nasıl yazar sorusuna cevap alacağınız, içtenlikle yazılmış, hani nasıl derler “çok harbi” bir kitap. Ben kitabı okurken pekçok noktada kendimi yazarla söyleşi ederken buldum. İlgilendikleri tür roman olan tüm edebiyatseverlere Orhan Pamuk’un Öteki Renkler’ini tavsiye ederim.

Evet bir Temmuz gününde de Tutunamayanlar romanını bitirmiş bulunuyorum. Öncelikle yazarın anlatımında, konuyu ele alışında, işleyişinde gösterdiği ustalık gerçekten bu eseri bir başyapıt yapmış. Ancak romanda o kadar çok Selim ışık, Turgut Özben gibi karakterler anlatılıyor ki siz de ister istemez bu roman karakterleriyle senli benli oluyorsunuz. Disconnectus erectus da denilen tutunamayanlardan siz de birisi olduğunuzu sanabilirsiniz. Karakterler çok çok iyi işlenmiş ve bir karakteri bir sürü kaynaktan, örneğin hem başkasının ağzından, hem kendi günlüğünden hem eserinden öğrendiğiniz için adeta siz de onunla birleşiyorsunuz.
Tutunamayanlar Türk edebiyatında önemli bir eser. İnternette daha çok bir kerede okunamadığı yarım bırakılıp tekrar okunduğu gibi yorumlar yapılmış. Ben kitabı tek seferde okudum ancak sıkıldığım için kitapla beraber başka kitapları da aynı anda okudum. Eserin bazı bölümleri ağır bir dille osmanlıca kelimeler kullanılarak yazılmış. Ancak anlamlarını googledan öğrenebiliyorsunuz. Ama bazen sık sık google’a kelime sormak gerekiyor.
Tutunamayanlarla ilgili değinmek istediğim bir diğer husus kitabın 1970 yılında yazılmasına rağmen sanki bugün yazılmış gibi okunabilmesi. Anlatılan şeyler hiç eskimemiş.
Tutunamayanlar çok çok özel bir kitap. Türk edebiyatı seven birisi bu kitabı mutlaka okumalı.
Ben Turgutla, Olric ile, Selim ile ve tabii ki Onu gönlümdeki ustalık makamına yerleştirdiğim Oğuz Atay ile geç kalmışım tanışmaya. Siz erken davranın.
Evet efendim her zamanki gibi incelememizde kitabın içeriğine çok fazla girmiyorum ki keyfi azalmasın.
Herkese keyifli okumalar. Okumak bir yolculuktur.

Bir gün yatağınızda uyandığınızda başka bir şey olduğunuzu düşünün. Artık işinize gidemiyor, evinize katkıda bulunamıyor ve diğer insanlara bağımlı bir hayat sürüyorsunuz. Üstelik artık sevilen bir toplum bireyi değil bir ucubesiniz. Acaba hayatınız nasıl devam ederdi… işte Franz Kafka bu kitapta böyle bir konu seçmiş. Güzel kitap, Az sayfalı ve kolay okunuyor. Mutlaka okunması gereken kitaplardan biri bana kalırsa.

Evet bugün 2018 yaz karavan gezimde benimle beraber gelecek ve okumayı umduğum kitapları seçip ayırdım.
Bu kitaplar Pir-i kamp’taki özel kütüphanemdeki yerlerini alacaklar.
Yolculuk ve kamplar esnasında onları okumayı umuyorum.
İşte yazlık kitaplarım:
1-Griyoriy Petrow-Beyaz Zambaklar Ülkesinde
2-George Orwell- Hayvan Çiftliği
3-Sabahattin Ali- İçimizdeki Şeytan
4-Paulo Coelho- Portabello Cadısı
5-Stephen King- Çılgınlığın Ötesi
Bunlara ek olarak bir de yarısında olduğum. Oğuz Atay kitabı Tutunamayanlar.
İşte yaz 2018’de karavanımın kitaplığında olacak kitaplar böyle.
Son bir yılda okuduklarımdan oluşan kütüphanem.
