Yine Garip ve Piri ile yoldayız. İstikametimiz önce Marmara ve sonra Ege… Bu yollardan ustalara saygıyla…

Kategori: Genel
Yine bir gülnihal aldı şu gönlümü…
İkmal ve hazırlık…
Bu yaz bir kez daha sefere çıkacağız. Tam rotayı bilememekle beraber yine batıya ve Ege’ye dogru olacak rotamız.
İşte bugün bundan dolayı Pir-i ye Tv montajı yapmak yanısıra ikmal temizlik ve bakım yapmaya karavanparka geldim.
Bugünu de Piri’nin güvertesinde çeşitli işler yapıp arada da kahve molasi vererek geçiriyorum.
Karavancılık bir ütopya mıdır?
Bugün böyle bir başlık açtım ve bu yazımda biraz bu konuyu irdeleyeceğim.
Karavancılık bunu yapan kişiler açısından çok şükür bir ütopya değil.
Sürekli kamplarda gezmesek ve yaz tatillerimizi Avrupa’da geçiriyor olmasak da çok şükur zevkimizi tatmin edecek bir şeyler yapabiliyoruz karavanla.
Aslında bana sorarsanız bir karavan sadece park halinde durup içinde çay kahve içmek için bile alınır. Pekçok karavancının bu konuda benimle hemfikir olacağını düşünüyorum.
Ama benim bugün incelemek istediğim konu insanlardaki karavancılığa dönük aşırı romantik duygu durum.
İnsanlar nedense karavanların çok pahalı olduğunu zannetmekteler. Ve arabaları bir yeni modelden olsun diye onbinlerce lira veren bu insanlara göre her nasılsa bir karavanla yola çıkmak için ille kendilerine buyük bir piyango vurması gerekiyor.
Bunun nedeni bana göre pekçok insanın hayatı anlamlandiramayıp boş statü sembolleri için gereğinden fazla harcaması.
İyi ve mutlu bir karavan yaşamı için milyoner olmaya kesinlikle gerek yok. Ama müsrif olmayı kesinlikle bırakmak gerekiyor. Sadece komşularinıza ve arkadaşlarıniza hava atmak için çok pahalı arabalar almak gibi mesela.
Bir karavancı olduğunuzda size lazim olanı ve yeterli geleni talep edip sürdürmeye kararlı olacaksınız mesela.
Sahip olduğunuz şeyler amacınıza hizmet edecek en basit ve hafif malzemeler olacak. Ve aslında karavancılığın ne kadar basit ve güzel bir hobi olduğunu daha iyi kavrayacaksıniz.
Daha hafifi, daha azıyla mutlu olabildiğinizi keşfedebilirseniz önünüzde keşfedilmeyi bekleyen yepyeni bir Dünya olacak…
Bir de şu ille zevk almak için bireysel mülkiyeti gerekli kılan mantık olmasa insanlarda… O zaman belki ruhu özgür bir karavancıyı anlayacaklar.
O zaman belki de her yerde senede iki ay kullanılmayan çirkin betonerme yapılar olacağına, herkesin kullanımına açık yemyeşil kamplar, yeşil yaylalar alabildiğine çimen ve agaçlar olacak ve insanımiz da belki herkesin ortak malı olan şeyleri de korumayı kollamayı öğrenecek o zaman…
Ne diyelim Ah keşkem, keşkem…
Hasan Ozan Kamyoncu Lokantası / Kulu.
Nevşehir’den dönerken uğradığımız bir kamyoncu lokantası. Yapısi oldukça mütevazi ancak yemekler güzel. Burada yediğimiz et kavurma güzeldi. Yanina da üzum hoşafı getirdiler. Üç kişi et ve etli yemekler yedik ve 63tl hesap ödedik. İstasyonun çevresi burada konaklayan tırcılarla dolu. Kalmam gerekseydi bu noktada rahatlıkla konaklardım. Yer olarak Kulu kavşağına yakın bir noktada. Burayı yolu duşen karavancılara tavsiye ederim.
Kamyoncu duraklarında durdukça size değerlendirmeler yazmaya devam edeceğim…
Ankara’ya dönüş yolunda
Zelve&Göreme&Uçhisar…
Avanos…
Kapadokya bölgesinde büyükçe bir yerleşim yeri. Çarşısı parkları her yeri tertemiz. Şehir merkezindeki kahvede oturup Türk kahvemizi keyifle yudumladik. Bundan sonra eski taş evlerin arasında eski yerleşime çıkıyoruz. Taş binalarin. Kuçücük de olsa avlulu evlerin çoğunda oturulmuyor.

Avanos’un içerisinda baya bir çömlekçi var. Bunlardan kendimize magnet alıyoruz. Buzdolabimız için.
Ayrıca halı kilim de satan magazalar var. İlçe merkezi Turizmle kalkınmıs ve gelişmiş. Burada hala eski zanaat olan işler yapılabilir görünüyor.
Bence her şeyi ile güzel görülesi hatta yaşanası bir yer Avanos…
















