Salman Khan- Dünya Okulu

Eğitimle ilgili önemli bir atılım yapmış. Khan academy adındaki internetten eğitime destek olma sitesiyle Bill Gates’in bile dikkatini çekmiş ve ciddi miktarlarda hibe almış birisi. Eğitimin geleceği ile ilgili fikirlerini anlatıyor. Geleneksel eğitime kökten karşı çıkan bir anlayışa sahip ama düşüncelerinin önemli açıkları var. Bunlardan en önemlisi öğrencilerin gerçek hayatta yaşayacakları pekçok sosyal deneyimi sınıf dediğimiz aslında toplumun bir modeli olan ortamda yaparak yaşayarak öğreniyor olması. Khan teknolojinin kullanımının getireceği yalnızlaşmayı yüz kişilik birkaç öğretmenli sınıflar önererek aşmayı hedeflemiş. Ama ben bu sınıfların yanında pekçok sorunu beraberinde getireceğini düşünüyorum.

Bence bir çocuğun gelişiminde geleneksel modelleri bu kadar hızla terketmemiz pekçok açıdan sorunlu olacaktır.

Teknolojinin tam da Khan’ın yaptığı şekilde bireyselleştirilmiş eğitim ve takviye yöntemi olarak kullanılması fikrimce çok daha uygundur.

Kitap kısa bölümler halinde yazılmış ve kolay okunan bir kitap. Ben eğitimin geleceği ile ilgili söz söylediği için ve bir eğitim kitabı olduğu için okudum. Ancak kendi fikri olan ve bu fikri kanıtlamaya çalışan pragmatik bir kitap. Yine de tam öğrenme modeli gibi şeyleri şöyle bir anımsamak açısından faydalı olabilir. Öğretmenlere özellikle önerebiliriz.

Füruzan-Parasız Yatılı…

Füruzan’ın öykü kitabı Parasız Yatılı da bir Kasım gecesinde Ankara da soğuk rüzgarlar sararmış yaprakları bir o yana bir bu yana süpürürken bitirildi. Yazarın bir özelliği bildiğimiz fakir insanlar üzerine yazması. Bu yönüyle Orhan Kemal romanlarındaki tada benzer bir tadı var yazdıklarının. Kitaptaki “Haraç” isimli uzun hikaye çok güzeldi. Bu uzun hikayede yazar ömrünün büyük bir bölümünü bir konakta besleme olarak yaşamış bir kadını konu alıyor. Füruzan’ın dili akıcı ve yalın. Parasız Yatılı adındaki bu eser okumaya değerdi.

Sahaflar…

Sahafa gitmeyi seviyorum. Oradaki okunmuş kitap kokusu insanın içine işliyor. Kitapları geri dönüştürüp tekrar kullanıma sokmanın merkezidir sahaflar. Bu açıdan çok önemli bir görevi yerine getirirler.

Her türlü kitabı bulabilirsiniz sahaf raflarını karıştırırken, Macera, gerilim, aşk romanları, şiir kitapları, bir zamanların bestselleri, hepsi bir arada bulunurlar.

Genelde sahaf çarşıları şehirlerin en kalabalık, en cafcaflı semtlerinde olurlar. Ankara’da Kızılay’dadır. Bursa’da Heykel’de…

Sahafa gitmek insana huzur verir, dinlendirir. Ben sahafları severim.

Stephen King- Yazma Sanatı

yazma-sanati-m

Evet yeni bir kitap daha bitti. Stephen King- Yazma Sanatı kitabında kendi yazma yolculuğunu, kendi öyküsünü anlatıyor. Yazma Sanatı’nın -tekniğe bürümeden- bazı ince noktalarını açıklıyor. Bu kitabı okuyan birisi Stephen King efsanesinin nasıl efsane haline geldiğini anlar. Güzel bir kitap King hayranları özellikle okumalı bence.

Sevim Gündüz: Öykü ve Roman Yazma Sanatı

Bu kitap da bitti. Güzel açıklamalı, Örnekler vererek anlatıyor. Sıkıcı değil. Okuduğum diğer yazma sanatı kitaplarından daha iyi bence. Ama üzerinde fazla durmadığı konular da var. Bu kitaplar tekrar tekrar yararlanılması gereken ve içindeki alıştırmaların da yapılması gereken kitaplar. Bu yüzden okudum bitti kaldırdım diyemiyoruz. Yazma hevesinde oldukça yararlı olduğunu söyleyebilirim.

Stephen King-Çağrı…

Stephen King’in Çağrı kitabı yine heyecan dozu yüksek ve King’in yazarlığını konuşturduğu bir kitap.

Geçirdiği bir kaza sonucu beş yıl komada kalan john Smith komadan çıkar fakat gizemli birtakım güçler kazanır. Romanın devamını sizler okuyun yazarsak heyecanı kaçar sonra.

Bu kitap da karavanım Pirikamp’ta okunarak bitirilmiştir.

Karavanda keyifle okuduklarımdan birisi daha…

Sait Faik Abasıyanık-Lüzumsuz Adam

Bir Ekim gününde Sait Faik Abasıyanık’ın Lüzumsuz Adam kitabı da bitti. Öykü ziyafeti için Sait Faik Abasıyanık okumak çok iyi fikir. Dili düzgün ve akıcı, anlaşılır ve arı. Hepsi çok güzel yazılmış hikayeler ve okurunu hiç sıkmıyor. Bence bu kitap çok güzeldi.

Kitabın bir kısmı karavanımda okunmuştur.

Sabahattin Ali- Kuyucaklı Yusuf…

Sabahattin Ali’nin Kuyucaklı Yusuf’u da bitti. Bence kitap 100 temel eser arasındaki yerini kesinlikle hak ediyor. Bir yetimin hikayesi olması da dikkat çeken ayrı bir konu. Her hikayenin mutlu sonla bitmediği gibi bu kitap da mutlu bir sonla bitmiyor. Ancak yazar yine de hayatın devam edeceğini okura hissettiriyor.

Kuyucaklı Yusuf gibi romanlar yazılmışken okumak lazımdır.

Kitabın bazı bölümlerini karavanımda okudum.