Keyif…

Mudanya’dayız. Ağır ağır demlene demlene pişen Türk kahvemizi pişirdik ocakta. Kış ayında da olsak dışarda yağmur da yağsa karavancılık zevki ve keyfini kendimizce yaşamaya çalışıyoruz.

Tabii kış karavancılığının zorlukları var ama tatlı zorluklar bunlar biraz da keyif veriyor.

Üç metrekare bir alandayız. Her şeyimiz bu alanda. Elektriğimiz az olduğu için -çünkü günlerdir Güneşi görmüyoruz- webastomuzu sürekli çalıştıramıyor zaman zaman kısık ateşte ocağı yakarak idere etmeye çalışıyoruz. Bunu yaşayınca hakikaten Avrupa karavanlardaki elektrik harcamayan gazlı ısıtıcıların daha iyi olduğunu düşünüyoruz. Avrupa bir karavanın Buzdolabı da üç sistemli olduğu için kış aylarında kamp yapması daha kolay. Ancak bu karavanların da içlerinin halı ile kaplı olmasını sevmiyorum. En ufak bir çamurda içerisi mahfolur oysa biz burda çamur içinde kamp yapıyoruz. Dünden beridir sıcaklık da epey düştü bakalım neler olacak?

Karavancının yaşam tarzı ve keyfi çok ayrı şeyler. Bunu yaşamak lazım. Ama bunu yaşamak için ne alemicihan olmaya ne de yüz binlik karavanlara ihtiyaç var. Temiz bir yürek ve bi miktar abartılmamış donanım pekiala Türkiye’de karavancılık zevkini tatmak için yeterli.

Ne duruyorsunuz? Haydi aramıza gelin. Bu ülkenin yeni yeni karavancılara ihtiyacı var.

Reklamlar

Garip&Piri yola çıkmak için gün sayıyor…

Bu şubat tatilinde rotamızı tam olarak nereye çevireceğimiz belli olmasa da bir karavanlı yurtiçi gezi planımız olacak.

Aslında Piri’nin içi ve benim içim bu gezi için kıpır kıpır olsa da birazcık daha sabır etmeye çalışıyoruz.

Bugün Piri’nin 7 ah lik ışık ve su pompasını çalıştıran aküsünü değiştik. Yolculuk öncesi bu değişiklik iyi oldu. Eskisi derin deşarj nedeniyle şarj tutmaz olmuştu.

Bu arada Garip yani çekici aracımız bazı soğukta çalışmama problemleriyle sabır sınıyor adeta. Ama o bizim tek çekici aracımız öyle kolay vazgeçmiyoruz yoldaşımız ve arkadaşımızdan. Ayrıca insanların yüz bin liralık karavanlarıyla açık açık övündükleri bu nezaketsiz toplumda bu gezi setimiz gönüllü sadelik adına da bizi memnun etmekte.

Şimdilik bizden haberler bu kadar. 16 Ocak’tan sonra hepberaber yollarda olmayı diliyoruz.

Elçin-Gümüş beyazı karavan.

Azerbaycanlı yazar Elçin’in Gümüş beyazı karavan adlı eseri de bu aralık günleri okunup bitti. Eğer karavanda geçen ilginç bir azeri aşk hikayesi okumak isterseniz bu kitabı okuyun. Pişman olmazsınız. Kitapta karavancılık namına bir anlatı yok. Sadece Ana kahraman Memmedağa’nın Gümüş beyazı bir karavanı var. Güzel bir kitap. Okuyun.

Bartın Mugada Karavan Alanı (il özel idaresi)

Evet gecen haftalarda 4. Anadolu Karavan Rallisi’ne katılıp Bartın’da hoş bir haftasonu geçirmiştik. Sonunda kampla ilgili görüşlerimi de burada paylaşayım dedim belki gitmek isteyen karavan dostları olursa faydamız dokunur.

Karavan alanı oldukça modern düzenlenmiş. Her karavanın yeri ayrı. Malesef gölgelik ne bir ağaç ne de sundurma mevcut değil. Bu da sıcak yaz güneşi altında karavanın yalıtımından başka güvencemiz olmayacağı anlamına gelmekte.

Kamp alanına çeşitli yollardan gelmek mümkün. Biz havaalanı yolundan girdik ve yolda çok ciddi seçilmesi gereken yol ayrımları, Dar ve virajlı ve çok dik yollardan geçirdi bizi bu yol. Bunun yerine Bartın ili içerisinden gelen yol çok daha düzgün ve karavanlara çok daha az risk oluşturacak bir yol. Yine köyler arası yollardan Bartın Ankara yoluna çıkmak da mümkün.

Kampın faciliteleri yeterli görünüyor. Ancak duşları göremedim. Elbette duşu vardır herhalde…

Burayı yapan kişiler Türkiye karavancılığına yeni bir uğrak noktası ve yeni bir eser kazandırmışlar. Ancak kampı işletme mantıkları dönemler şeklinde belirleyip yerleri öyle satmak olacak sanırım. Bu da bizim ”Nerede akşam orada sabah veya Nereden ne zaman sıkılırsak basar gideriz” karavancılık ilkelerimize pek uymayacak sanırım.

Buraya gidecek dostların özellikle sezon dışı dönemlerde Bartın İl Özel İdaresi’ne ulaşıp bilgi ve rezarvasyon yaptırması gerekmekte.

Burası karadeniz olmasına rağmen sahilin kumu ise çok güzel sanıyorum sezonda gelindiğinde burada güzelce yüzülebilir. Kampa yürüyüş mesafesinde bakkal var ve buradan ekmek, bira tarzı şeyler satın almak mümkün.

Yazın seyyar gezen satıcılar da olacağını tahmin ediyorum. Tabii yaz gelip de kalmadan bilinmez.

Ben İnternet sitesinde ayarladıkları gibi devreler halinde bu kampı satabileceklerini sanmıyorum. Ve kendim de böyle olmasını umuyorum. Bu kamp biran önce normal kampçılık mantığına göre işler hale gelmeli bana kalırsa.

Neyse uzun lafın kısası sevinecek bir gelişme bir karavancı olarak yeni bir kampa sahip olmamız -Beton rantına kurban giden yemyeşil kamplarımıza üzülmekten zaman bulabilirsek- Vatana millete hayırlı olsun!…

Bilgi için: Mugada Karavanpark

Trilye, Esence (Eşkel), Söğütpınarı, Eğerce, Mesudiye…

Merhaba Dünya,

Pir-i kamp ile Mudanya’dayız.

Bugün bir araba gezintisi yapıp Trilye, Eşkel, Eğerce, Mesudiye plajlarını gezdik. Burada düzenlenen otostop festivaline de uğradık. Festivalde malesef karavancılara özel bir alan ayrılmamıştı. Biz de zaten karavanla gitmemiştik. Büyük bir festival alanı düzenlenmiş ancak alan normaldeki festival alanları gibi düz değil eğimli bir alan seçilmiş. Bu da insanların sahneyi görmesi için uygun olabilir ama Ege’de çok festival izlemiş birisi olarak bu festival bana biraz zayıf geldi. Zira tuvaletlerin temizliği de oldukça sıkıntılıydı ama bunda festivale giden insanların temizlik konusunda alışılagelmiş tutumunun da önemli bir payı olabileceğini düşünüyorum.

Bu festival ülkenin değişik kentlerinden gençlerin gelip çevreyi tanıması için iyi olmuş bence umarım ilerleyen yıllarda yapılan festival alanı motosiklet festivallari gibi çeşitli organizasyonlarla festivalcilikten payını alır. Zira festivalcilik özellikle kırsal yerlerin geleceğe dönük tanıtımı açısından oldukça önemli bir faliyet. Yavaş yavaş ta bu faliyetlerin önemi keşfedilecektir umuyorum.

Neyse festival dışında biraz da bugünki gezimizde gördüğüm hususları paylaşmak istiyorum.

Trilye:

Trilye yat limanı her tür karavan konaklaması için son derece ideal. Zaten karavancılar da vardı. Trilye son zamanlarda hediyelik eşya satan dükkanlarını çeşitlendirmiş. Beldede restorasyonu devam eden yerler gördük. Tarihi kahvehanelerinde zevkle çay kahve içtik yine trilyemizin. Trilyede su almak için çeşmeler var, Kaset boşaltmak için tuvalet var. Trilyede bir karavancının sevebileceği her türlü imkan var.

Trilye’ye Mudanya’nın içerisinden geçtikten sonra 10 km lik virajlı bir yoldan ulaşıyorsunuz. Özellikle mudanya çıkışındaki bölüm oldukça dik ve Trilye girişi ise biraz dar. Özellikle bu noktalarda karavanla dikkatli olmak gerekir.

Trilye’de…

Eşkel:

Eşkel çoğunlukla boştu. Gayet temizdi ancak bölgede bildiğimiz manada modern kamplar yerine geçmişte barakalık durumuna dönüşmüş izbe yerler vardı. Bunların sahipleri bunları yıkıp gerçek kamp yerleri yapsa Eşkel bir alternatif turizm merkezi olabilir de. Belki ilerde gerçekten beynelminel kampçıların keyif alınacağı kamplar yapılır Eşkel’e…

Eğerce Sahilinden…
Eğerce plajında.

Eşkel’e A101 mağazası bile açılmış. Her türlü ihtiyaca cevap verebilecek nitelikte. Eşkel sahilde birkaç karavancı da var. Karavancı dostu bir yer olduğunu da düşünmekteyim.

Söğütpınar:

Söğütpınarın sahilini çok fazla incelemedik ama yeni festival alanı doğru kullanılırsa buraya hareket getirebilir.

Eğerce:

Eğerce sahiline yol güzel otoparklar yapılmış. Her karavancıyı memnun edecek geniş ve rahat otoparklar boş vaziyette karavancıları beklemekte. Eğerce sahilinde her imkan var.

Mesudiye:

Benim de köyüm olan mesudiye köyü de biraz daha bu gelişmeleri arkadan takip ediyor. burda da daha çok yerleşimler var ve ücretli bir kamp yeri burda da mevcut değil. Ancak bölge zaten kendisi kamp yeri niteliğinde. Her yerde umumi tuvaletler halkın kullanımına sunulmuş. Suyu soğuk soğuk akan çeşmeler, her türlü ihtiyacın karşılanabileceği marketler var.

Yol durumu:

Malesef yollar biraz bozuk ve dar. Gerçekten dikkatli olmak gerekiyor yolda. Ama gidilmeyecek yollar değil. Bölgede çok adı geçmeye başlayan Trilye yanısıra özellikle karavanla yapılacak rotalara bu rota kesinlikle eklenmeli ve yurt gezilerinde bu bölgeye de vakit ayırılmalı diye düşünüyorum. İnanın bölgede çok sıcak olan güneyler kadar karavancıyı memnun edecek durumlar var.

Gelelim çekme karavanlar için söyleyeceğim noktaya. Bütün sahillerde çekme karavana uygun düz otoparklar var ve manevra sıkıntısı yok. Mudanya Çıkışında epey bir düşük vitesle çıkacağınız Yıldıztepe rampası var. Mesudiye köyünün köy yönüne çıkışı oldukça dik bir rampa. Bu rampalarda aracınızın gücüne kuvvetine güveneceksiniz. Bunun dışında bütün yollar asfalt ve patinaj sıkıntısı yaşanacak herhangi bir durum yer yok. Trilye ve Eşkel arasında yol oldukça dar ve dikkatli yol almak gerekir. Ama gidilir.

İşte böyle siz de en kısa zamanda buraya bir gezi planlayın. Dinlendirici olacaktır.

Mudanya’dan selamlar…

İzmir-Ankara yolculuğu…

Evet. 8 Gün kadar İzmir’de kaldıktan sonra Pir-i nin 38 gün önce çıktığı bu yolculuğu sonlandırması ve Ankara’ya gelmesi gerekiyordu.

550 km lik bu yol oldukça uzun sürdü. Yolda Kula’yakınlarında, Uşak’a yaklaşırken, Uşak-Afyon arasında Dumlupınar geçidi rampalari, Afyon çıkışında köroğlu beli rampalari var. Yani epeyce bir rampa var idi.

Garip in motor 1500 cc olduğu için ruhsat ve teknik belgesi karavanı çekmek için yeterli olsa da yolda özellikle rampalarda epey bir yavaşladık.

Yolda sürüş karakteristiğimiz bir tır gibiydi. Böyle olunca 550 km lik yolu iki gece konaklayarak tamamladık. Ama çok zorlasaydık bu yolu iki günde de alırdık belki…

İlk konaklamayı Kula’da opette aşağı yukari 150 km de yaptık.

İkinci konaklamayı Ankara’ya 140 km kala Sivrihisar Opette yaptık.

Sivrihisar opette gece uyandığımda yanımda üç tane de Tır vardı. Burada oldukça rahat ettim. Opet çok iyi bir firma ve genelde karavancı dostular. Yakıtlarimı da hep opet veya shell’den alırım.

Sivrihisar Opette küçük bir restoran var. Bu restoranda pide tarzi yiyecekler yiyebilirsiniz. Benim ekmeğim yoktu onlara lavaş yaptırdım. Sonra kendi karavanımda pişirip yedim.

Yukaridaki fotoğraf Dumlupınar geçidini aştıktan sonra bir yakıt molasından… Dumlupınar rampalarında yol çalışmasi vardi ve yol tek şeride düşürülmüştü. Bir surü tır ve kamyonla beraber rampayı birinci vitesle çok küçük devirlerle çıkmak zorunda kaldım. Aracımdaki ekstra fana rağmen hararet epey yükseldi. Aracınızda soğutma için ekstra önlem mutlaka alın bu yollara çıkmadan…

Son gün yolda Ankara sınırında yukardaki hatıra fotoğrafını çekip arkadaşlarımla paylaştım. Tam 38 gün süren yolculuk artık sona yaklaşmıştı…

Ankara’ya gelince Önce Pir-i yi evine yerleştiriyorum. İçindeki eşyaları aldım. Detaylı bir temizlik henüz yapamıyorum. Pir-i de 38 gün geçirmeme rağmen içinden 30 kilo özel eşyam çıkmadı. Bir karavancı için büyük başarı bence…

Yeni yolculuklarda buluşmak dileği ile…